Yazılım Mühendisliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazılım Mühendisliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 İyi Kodlama Prensibi

 



Grafikteki "10 İyi Kodlama Prensibi" şu şekilde açıklanmaktadır:

  1. Güvenlik Güvencesi (Security Assurance)

    • SQL enjeksiyonu, cross-site scripting (XSS) ve veri sızıntısı gibi güvenlik açıklarını önlemek için güvenlik standartlarına uyulmalıdır.
  2. Kod Spesifikasyonu (Code Specification)

    • Standardizasyon, kodun tutarlılığını ve okunabilirliğini artırır.
    • Örneğin, PEP 8 - Python Kod Spesifikasyonu ve Google Java Stili - Java Kod Spesifikasyonu gibi spesifikasyonlar kullanılır.
  3. Belgeler ve Açıklamalar (Documents and Annotations)

    • Karmaşık mantık ve karar verme süreçlerini açıklamak için kullanılmalıdır.
    • Belirli bir yaklaşımın neden seçildiğini açıklar.
    • Açık, öz ve sürekli güncellenen belgeler olmalıdır.
  4. Dayanıklılık (Robustness)

    • Disk arızaları, giriş hataları, ağ aşırı yüklenmesi ve kasıtlı saldırılar gibi sorunlara karşı sistemin dayanıklılığı artırılmalıdır.
  5. SOLID Prensipleri

    • Tek Sorumluluk Prensibi (Single Responsibility Principle)
    • Liskov Yerine Geçme Prensibi (Liskov Substitution Principle)
    • Açık/Kapalı Prensibi (Open/Closed Principle)
    • Arayüz Ayrım Prensibi (Interface Segregation Principle)
    • Bağımlılıkların Tersine Çevrilmesi Prensibi (Dependency Inversion Principle)
  6. Test Edilebilirlik (Easy to Test)

    • Düşük karmaşıklık, otomatik testler, düşük maliyet ve yüksek hız sağlanmalıdır.
  7. Orta Seviye Soyutlama (Moderate Abstraction)

    • Düşük seviye kod, karmaşık ve bakımı zor olabilir.
    • Yüksek seviye kod, basitlik, ölçeklenebilirlik ve bakım kolaylığı sağlar.
  8. Tasarım Desenleri (Design Patterns)

    • Creational (Oluşturucu), Structural (Yapısal) ve Behavioral (Davranışsal) olmak üzere çeşitli tasarım desenleri kullanılır.
    • Singleton, Factory, Adapter, Proxy ve Strategy gibi desenler örnektir.
  9. Global Bağımlılıkları Azaltmak (Reduce Global Dependencies)

    • Global bağımlılıkları azaltarak kodun yerelleştirilmiş ve modüler olmasını sağlar.
  10. Sürekli Refaktoring (Continuous Refactoring)

    • Mevcut kodu iyileştirme sürecidir.
    • Kodun kalitesini artırmak için düzenli olarak refaktoring yapılmalıdır.

Bu prensipler, yazılım geliştirme sürecinde kodun kalitesini ve sürdürülebilirliğini artırmak için önemli kurallar olarak kabul edilir.

🚀 Spring Boot 3.0.x ile Apache Kafka Crash Kursu | @Javatechie



Turk Ninja youtube kanalı açıldı. Buradan ulaşabilirsiniz.


Turk Ninja youtube kanalı açıldı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Software Engineering at Google Kitap Özeti. Devam edecek...

Camille Fournier, "Software Engineering at Google" kitabının önsözünde, Google'da yazılım mühendisliği yapmanın ayrıntılarına olan sonsuz ilgisinden bahseder. Google'da çalışmış ya da oradan ayrılmış mühendislerle çalışmanın, onun bu konudaki merakını daha da artırdığını ifade eder. Google'ın büyük kod havuzunu nasıl yönettiğini, binlerce projede on binlerce mühendisin nasıl başarılı bir şekilde işbirliği yaptığını ve sistemlerinin kalitesini nasıl koruduklarını merak eder.



Kitap, Google'da yazılım mühendisliği yapmanın arkasındaki pratikler, araçlar ve kültürel unsurların uzun bir rehberini sunar. Sadece araçların inanılmaz detaylarına odaklanmak yerine, Google takımlarının izlediği felsefe ve süreçleri de açıklar. Bu süreçler, ölçek ve araçlara sahip olup olmamanıza bağlı olmaksızın çeşitli durumlara uyarlanabilir. Fournier, otomatik test konusundaki derinlemesine tartışmalardan özellikle memnun olduğunu belirtir, çünkü bu konu endüstride hala fazla dirençle karşılaşmaktadır.


Fournier, Google'ın yazılım mühendisliği organizasyonunu tam olarak kopyalamanın aptalca olacağını, ancak bu kitabın, test etme, bilgi paylaşımı ve işbirlikçi takımlar oluşturma gibi en iyi uygulamaları benimseme argümanlarınızı desteklemek için kullanılabilecek fikirler ve bilgiler sunacağını ifade eder. Google gibi bir şirketi kurmanız gerekmeyebilir ve onların tekniklerini kendi organizasyonunuzda uygulamak istemeyebilirsiniz, ancak Google'ın geliştirdiği pratiklerle tanışmamışsanız, yirmi yılı aşkın süredir on binlerce mühendisin yazılım üzerinde işbirliği yaparak kazandığı yazılım mühendisliği perspektifinden mahrum kalırsınız. Bu bilgi, göz ardı edilemeyecek kadar değerlidir.


Preface 


Bu kitap, "Google'da Yazılım Mühendisliği" başlığını taşımaktadır ve yazılım mühendisliğinin ne olduğunu, "programlama" ve "bilgisayar bilimi"nden nasıl ayrıldığını ve Google'ın geçmiş 50 yıl boyunca yazılmış yazılım mühendisliği literatürüne neden benzersiz bir perspektif ekleyebileceğini açıklar. "Programlama" ve "yazılım mühendisliği" terimleri endüstride bir süredir birbirinin yerine kullanılmaktadır, ancak her terimin farklı bir vurgusu ve anlamı vardır. Üniversite öğrencileri genellikle bilgisayar bilimi okur ve "programcı" olarak kod yazmaya başlarlar. Ancak "yazılım mühendisliği", teorik bilginin gerçek ve hassas bir şey inşa etmek için uygulandığı daha ciddi bir alanı ifade eder.


Yazılım mühendisliği, sadece kod yazmayı değil, bir organizasyonun kodu zamanla oluşturmak ve sürdürmek için kullandığı tüm araç ve süreçleri kapsar. Bu kitap, Google'ın son iki on yılda edindiği kolektif deneyimle, kodu uzun vadede değerli tutacak uygulamaların neler olabileceği konusunda ışık tutmayı amaçlar. Yazılım mühendisliğini "zamana göre entegre edilmiş programlama" olarak düşünebiliriz; yani kodumuzu, hayat döngüsü boyunca gerekli değişikliklere adapte olacak şekilde nasıl sürdürülebilir hale getirebiliriz?


Kitap, tasarım, mimari ve kod yazımı sırasında yazılım organizasyonlarının aklında bulundurması gereken üç temel ilkeyi vurgular: Zaman ve Değişim, Ölçek ve Büyüme, ve Maliyetler ve Tercihler. Google, sürdürülebilir bir yazılım ekosisteminin büyümesi ve evrimi konusunda benzersiz bir perspektife sahiptir. Bu kitapta kültür, süreçler ve araçlar olmak üzere Google'ın yazılım mühendisliği manzarasının üç ana yönü ele alınmıştır.


Google'ın kültürü, mühendislik kültürünün geliştirilmesinde öğrenilen derslerin geniş olarak uygulanabilir olduğunu gösterir. Süreçler bölümü, Google'ın büyük boyutu ve uzun ömürlü kod tabanı sayesinde en iyi uygulamaları geliştirme konusunda stres testi sağlar. Araçlar bölümü ise, Google'ın yatırımlarını nasıl lehine kullandığını ve kod tabanının büyümesi ve yaşlanması sürecinde nasıl fayda sağladığını gösterir. Kitap, yazılım mühendislerinin iş başında öğrenmesi gereken dersleri açıklar ve Google'ın iyi tavsiyeler üzerinde bir tekel olmadığını belirtir. Google, bu kitapta yer alan kavramları hala kusursuz bir şekilde uygulamamakta ve hatalar yapmakta, ancak mühendislik organizasyonunun büyüklüğü her sorun için çeşitli çözümlerin varlığını garanti eder. Bu kitap, bu çeşitliliğin en iyisini içerir ancak yazılım tasarımı gibi bazı önemli konuları kapsamaz; bunun yerine daha çok mühendislik üzerine odaklanır.

What Is Software Engineering?

Titus Winters, "Software Engineering at Google" kitabında yazılım mühendisliği ile programlama arasındaki temel farkları zaman, ölçek ve oynanan tercihler olarak açıklar. Yazılım mühendisliğinde, mühendislerin zamanın geçişi ve değişim ihtiyacı, ölçek ve verimlilik, ve karmaşık kararlar alma gibi konularla daha fazla ilgilenmeleri gerekir. Google, "yazılım mühendisliğini zamanla entegre edilmiş programlama" olarak tanımlar. Bu, yazılım mühendisliğinin sadece kod yazmayı değil, kodu üretmek ve sürdürmek için kullanılan tüm araç ve süreçleri kapsadığı anlamına gelir.


Kitap, yazılımın sürdürülebilir olmasını, teknik veya iş gereksinimlerine bağlı olarak değerli herhangi bir değişikliğe yanıt verebilme yeteneği olarak tanımlar. Google'ın deneyimi, kodun beklenen ömrü boyunca sürdürülebilir olmasının önemini ve bu sürdürülebilirliği sağlamanın yollarını vurgular. Yazılım mühendisliğinin programlamadan farkı, kodun zamanla yönetilmesi, ölçek etkileri ve karar verme süreçlerindeki karmaşıklıktır. Yazılım mühendisliği, programlama anında kod üretmekten çok daha fazlasını içerir; aynı zamanda kodun kullanışlı olduğu süre boyunca bakımını da içerir ve bir ekip çalışması gerektirir.


Kitap ayrıca, her organizasyonun tekrar tekrar yapması gereken her görevin insan girdisi açısından ölçeklenebilir (lineer veya daha iyi) olması gerektiğini belirtir. Politikalar, süreci ölçeklenebilir kılmak için harika bir araçtır. Süreç verimsizlikleri ve diğer yazılım geliştirme görevleri yavaş yavaş ölçeklenir, bu nedenle kaynar kurbağa problemlerine dikkat edilmesi gerekir. Uzmanlık, ölçek ekonomileriyle birleştirildiğinde özellikle iyi bir getiri sağlar. "Çünkü ben öyle dedim" bir şeyleri yapmak için korkunç bir nedendir. Veriye dayalı olmak iyi bir başlangıçtır, ancak gerçekte çoğu karar bir miktar veri, varsayım, emsal ve argüman karışımına dayanır. Objektif verilerin bu girdilerin çoğunu oluşturması en iyisidir, ancak nadiren hepsini oluşturabilir. Veriye dayalı olmak zamanla, veriler değiştiğinde (veya varsayımlar çürütüldüğünde) yön değiştirme ihtiyacını içerir. Hatalar veya revize edilmiş planlar kaçınılmazdır.


How to Work Well on Teams


Brian Fitzpatrick, "Google'da Yazılım Mühendisliği" kitabında, yazılım geliştirme sürecinde takım çalışmasının önemine odaklanır. Fitzpatrick, başarılı ve verimli bir yazılım mühendisi olmanın, insanlarla ilgili sorunlara daha az enerji harcayıp daha fazla zamanı harika kod yazmaya ayırmayı gerektirdiğini vurgular. Yazılım geliştirmenin bir takım çabası olduğunu ve mühendislik takımlarında veya diğer yaratıcı işbirliklerinde başarılı olmak için davranışları alçakgönüllülük, saygı ve güven temel prensipleri etrafında yeniden organize etmenin gerekli olduğunu belirtir.

Fitzpatrick, yazılım mühendislerinin genellikle kodlarını saklama eğiliminde olduklarını ve bu davranışın altında yatan nedenin güvensizlik olduğunu açıklar. Güvensizlik, insanların işleri eleştirilmekten korkması ve işlerinin başkaları tarafından yargılanmasından çekinmesinden kaynaklanır. Yazılım geliştirme sürecindeki güvensizliğin, daha büyük bir problemin belirtisi olduğunu ve bu problemin "Deha Mitosu" ile bağlantılı olduğunu belirtir. "Deha Mitosu", bir takımın başarısını tek bir kişiye/lider atfetme eğilimimizdir.

Fitzpatrick, yazılım mühendisliğinin takım çalışması gerektiren bir çaba olduğunu ve yalnızca bir dehanın değil, takımdaki herkesin katkılarıyla başarıya ulaşılabileceğini vurgular. Takım çalışmasının önemine dikkat çekerken, etkili takım çalışmasının üç temel direği olan alçakgönüllülük, saygı ve güveni geliştirmenin önemini vurgular.

Alçakgönüllülük, kendini evrenin merkezi olarak görmemeyi, açık fikirli olmayı ve kendini geliştirme isteğini içerir. Saygı, çalışma arkadaşlarına gerçek bir ilgi duymayı ve onları nazikçe davranmayı, yeteneklerini ve başarılarını takdir etmeyi gerektirir. Güven ise, diğerlerinin yetenekli olduğuna ve doğru şeyi yapacaklarına inanmayı ve uygun olduğunda onlara yönetimi bırakmayı içerir.

Fitzpatrick, yazılım mühendislerinin takım olarak çalışırken kendi içlerindeki "deha" fantezisini bir kenara bırakmaları ve diğer insanlarla işbirliği yaparak, vizyonlarını paylaşarak ve emeği bölüşerek daha başarılı olabileceklerini belirtir. Bu süreçte, herkesin katkılarının toplamından daha büyük bir başarı elde edilebileceğini vurgular. Kitap, yazılım mühendislerine takım çalışmasının önemini anlamaları ve sosyal becerilerini geliştirmeleri için rehberlik eder.

Knowledge Sharing
Nina Chen ve Mark Barolak'ın yazdığı "Bilgi Paylaşımı" başlıklı bölümde, bir organizasyonun kendi problem alanını internet üzerinde rastgele bir kişiden daha iyi anlayacağı ve çoğu sorusuna kendi içinden cevap verebileceği vurgulanır. Bu, hem konularında uzman kişilere hem de bilgilerini dağıtma mekanizmalarına sahip olmayı gerektirir. Basit sorular sormaktan dersler ve eğitimler düzenlemeye kadar çeşitli mekanizmalar bu amaçla kullanılabilir. Ancak en önemlisi, insanların bilgi eksikliğini kabul etmelerine izin veren psikolojik bir güvenlik ortamı oluşturulmasıdır.

Öğrenmeye engel olan bazı zorluklar arasında psikolojik güvenlik eksikliği, bilgi adaları, tek başarısızlık noktaları, her şeyi veya hiçbir şeyi bilmeme durumu, papağanlama ve hayaletli mezarlıklar sayılabilir. Google gibi büyüyen bir şirket, bu zorlukların birçoğunu yaşamıştır. Bu sorunların üstesinden gelmek için öğrenme kültürü oluşturmak, mentorluk, ofis saatleri, teknik konuşmalar, dersler, belgeler ve kod incelemeleri gibi çeşitli yöntemler kullanılmıştır.

Öğrenme sürekli bir süreçtir ve herkesin, farklı seviyelerde de olsa, öğretecek bir şeyi vardır. Bireysel bilgiyi artırmak için soru sormak, bağlamı anlamak ve toplulukla iletişim kurmak önemlidir. Organizasyon genelinde bilgiyi genişletmek için ise, bilgi paylaşımı kültürünü teşvik etmek, kanonik bilgi kaynakları oluşturmak ve organizasyonun bilgisini ölçeklendirmek gerekir.

Google, bilgi paylaşımını teşvik etmek ve ödüllendirmek için performans değerlendirme ve terfi kriterlerini, akran bonuslarını ve diğer tanıma mekanizmalarını kullanır. Ayrıca, tüm mühendisler için geçerli olan stil rehberleri, en iyi uygulamalar ve kod inceleme kılavuzları gibi kanonik bilgi kaynakları oluşturmuştur. Okunabilirlik programı, Google mühendislerinin en iyi uygulamaları ve kodlama stillerini öğrenmelerine ve uygulamalarına yardımcı olur. Bu program, mühendislerin yüksek kaliteli, tutarlı ve bakımı kolay kod yazmalarını sağlamak için tasarlanmıştır.

Sonuç olarak, bilgi paylaşımı, bir yazılım mühendisliği organizasyonunun en önemli sermayesidir ve bu bilginin etkili bir şekilde paylaşılması, organizasyonun değişikliklere karşı dayanıklı ve yedekli olmasını sağlar. Açık ve dürüst bir bilgi paylaşımı kültürü, bilginin organizasyon genelinde verimli bir şekilde dağıtılmasını sağlar ve şirketin zamanla ölçeklenmesine olanak tanır.

Engineering for Equity


Demma Rodriguez tarafından yazılan "Eşitlik için Mühendislik" başlıklı bölümde, mühendislerin geniş bir kullanıcı tabanı için ürün tasarlarken üstlendikleri benzersiz sorumluluklar ve bir organizasyonun çeşitliliği benimseyerek herkes için çalışan sistemler tasarlayabilme ve kullanıcılarına zarar vermekten kaçınma yeteneği ele alınmaktadır. Yazılım mühendisliğinin etkilerinin çeşitli topluluklar ve toplumlar üzerindeki anlamı yeni yeni anlaşılmaya başlanmışken, Google'ın en savunmasız kullanıcılarını korumada yaşadığı kamuoyuna açık başarısızlıklar da dahil olmak üzere, daha adil ürünler yolunda ilerlemenin, kendi başarısızlıklarımızı değerlendirmemiz ve büyümeyi teşvik etmemiz gerektiğini vurgulamaktadır.

Bölümde, mühendislerin farklı milliyetler, etnik kökenler, ırklar, cinsiyetler, yaşlar, sosyoekonomik durumlar, yetenekler ve inanç sistemleri gibi çeşitli kullanıcılara odaklanmadıklarında, en yetenekli ekiplerin bile kullanıcılarını kazara hayal kırıklığına uğratabileceği belirtilmektedir. Bilinçsiz önyargı, kasıtlı dışlama eylemlerinden daha sinsidir ve hafifletilmesi daha zordur. Google gibi şirketler, ürünlerinde eşit temsili sağlamakta başarısız oldukları durumlar yaşamış ve bu, mühendislik ekibinin çeşitlilikten yoksun olmasına bağlanmıştır. Bu eksiklik, ürünlerin dezavantajlı veya marjinalleştirilmiş kullanıcılara nasıl etki edebileceğini anlamamızı zorlaştırmaktadır.

Demma Rodriguez, mühendislerin ürün tasarımı ve uygulamasına çeşitli perspektifleri dahil etmelerinin ve mühendis adayları arasında daha temsili bir iş gücü oluşturmanın önemini vurgulamaktadır. Ekiplerin mevcut ve gelecekteki kullanıcılarını temsil edecek şekilde çeşitlendirilmesi gerekmekte, ekip çeşitliliğinin eksikliğinde ise mühendislerin tüm kullanıcılar için nasıl inşa edeceklerini öğrenmeleri gerekmektedir. Bu süreçte, çok kültürlü kapasite oluşturmak, sistemleri daha adil hale getirmek için mevcut süreçlere meydan okumak ve çeşitliliği eyleme dönüştürmek gibi konular ele alınmaktadır.

Sonuç olarak, yazılım geliştirmek ve bir yazılım organizasyonunu geliştirmek ekip çalışması gerektirir. Bir yazılım organizasyonu ölçeklendiğinde, hem geliştirme ekiplerinin hem de ürettikleri ürünlerin, kullanıcıları kadar çeşitli ve kapsayıcı değerleri yansıtacak şekilde tasarlanması gerekmektedir. Organizasyon, temsil edilmeyen grupları görmezden gelirse, sadece organizasyonu kendisini değil, yazılımın dünyadaki geniş ve çeşitli kullanıcılar için gerçekten yararlı olmasını sağlayacak benzersiz ve gerekli perspektifleri de kaybeder.
Devam edecek...

Refaktörizasyon Teknikleri: Kodun okunabilirliğini ve sürdürülebilirliğini artırmak için refaktörizasyon yöntemleri.


"Refaktörizasyon Teknikleri" bölümünde, kodun okunabilirliğini ve sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla kullanılabilecek çeşitli refaktörizasyon yöntemleri üzerinde durulur. Bu yöntemler, kodun daha temiz, daha anlaşılır ve daha bakımı kolay hale getirilmesine yardımcı olur:


Değişken ve Fonksiyon İsimlerini Yeniden Adlandırma: Anlamlı ve açıklayıcı isimler kullanmak, kodun okunabilirliğini büyük ölçüde artırır. Değişkenler, fonksiyonlar ve sınıflar için daha açıklayıcı isimler seçmek, kodun amacını ve işleyişini daha iyi anlamayı sağlar.


Fonksiyonları Kısaltma ve Parçalara Ayırma: Uzun fonksiyonları daha küçük, tek bir iş yapan fonksiyonlara bölün. Bu, kodun hem test edilmesini hem de anlaşılmasını kolaylaştırır.


Kod Tekrarını Azaltma (DRY – Don't Repeat Yourself): Benzer kod bloklarını tespit edip ortak fonksiyonlar veya sınıflar halinde yeniden düzenleyin. Kod tekrarını azaltmak, hataları düzeltmeyi ve değişiklikleri yapmayı daha kolay hale getirir.


Yorumları Kod Refaktörizasyonu ile Değiştirme: Yorumları anlaşılır kod ile değiştirin. Eğer bir yorum, kodun ne yaptığını açıklamak zorundaysa, bu genellikle kodun daha açık olabileceğini gösterir.


Kodu Modülerize Etme: Kodu mantıklı bölümlere ayırarak modüler hale getirin. Bağımsız modüller veya sınıflar halinde düzenlenmiş kod, daha anlaşılır ve bakımı daha kolaydır.


Kontrol Yapılarını Basitleştirme: Karmaşık şart ifadeleri ve döngüler, kodu okumayı ve anlamayı zorlaştırır. Bu yapıları basitleştirmek, kodun daha anlaşılır olmasını sağlar.


Sihirli Sayıları ve Metinleri Sabitlerle Değiştirme: Kod içinde doğrudan kullanılan sayılar (örneğin, durum kodları) ve metinler, kodun anlaşılmasını zorlaştırabilir. Bunları anlamlı adlara sahip sabitlerle değiştirin.


Gereksiz Kodu Kaldırma: Kullanılmayan değişkenler, fonksiyonlar ve sınıfları kaldırarak kodu temizleyin. Gereksiz kod, okunabilirliği düşürür ve yanlışlıkla kullanılabilir.


Bağımlılıkları Azaltma ve Bağımsızlığı Artırma: Fonksiyonların ve sınıfların birbirinden bağımsız olacak şekilde düzenlenmesi, kodun daha test edilebilir ve sürdürülebilir olmasını sağlar.


Bu refaktörizasyon teknikleri, kodu daha sağlam ve anlaşılır hale getirerek uzun vadede bakım ve geliştirme süreçlerini kolaylaştırır. Kodun kalitesini artırmak ve gelecekteki değişikliklere daha iyi hazırlıklı olmak için bu yöntemler düzenli olarak uygulanmalıdır.


Daha İleri Refaktörizasyon Yöntemleri: Kodun yapısal kalitesini artırmak için kullanılabilecek daha gelişmiş refaktörizasyon teknikleri.


"Daha İleri Refaktörizasyon Yöntemleri" bölümünde, kodun yapısal kalitesini artırmak için kullanılabilecek daha gelişmiş refaktörizasyon teknikleri üzerinde durulur. Bu teknikler, genellikle daha büyük ve daha karmaşık kod tabanlarında karşılaşılan özel zorlukları ele alır:


Tasarım Desenlerini Uygulama: Kodunuzun okunabilirliğini ve yeniden kullanılabilirliğini artırmak için uygun tasarım desenlerini uygulayın. Gözlemci, Strateji, Fabrika, Süsleyici gibi desenler, kod yapısını düzenlemeye ve modülerliği artırmaya yardımcı olabilir.


Mirastan Kurtulma (Legacy Rescuing): Çok büyük ve anlaşılması zor sınıfları küçük parçalara ayırarak daha yönetilebilir hale getirin. Bu, "Tanrı Nesnesi" olarak bilinen, çok fazla sorumluluğu olan sınıfları parçalamayı içerebilir.


Bağımlılık Ters Çevirme (Dependency Inversion): Daha yüksek seviyeli modüllerin, daha düşük seviyeli modüllerden bağımsız olmasını sağlayın. Bu, kodun modülerliğini artırır ve test edilmesini kolaylaştırır.


Kod Tabanını Parçalara Ayırma (Decomposition): Kod tabanını mantıksal bileşenlere ayırın. Her bir bileşenin tek bir sorumluluğu olmalıdır. Bu, anlaşılabilirliği ve bakımı kolaylaştırır.


Veri Kapsülleme ve Abstraction: Veri erişimini ve işlemlerini, detaylardan soyutlayarak kapsülleyin. Bu, veri yapısındaki değişikliklerin kodun geri kalanını etkilemesini önler.


Etki Alanı Odaklı Tasarım (Domain-Driven Design - DDD): Etki alanınızın karmaşıklığını yönetmek ve iş mantığını açıkça ifade etmek için DDD uygulayın. Bu, kodun daha anlaşılır ve iş gereksinimlerine daha uygun hale gelmesini sağlar.


Kodun Yeniden Yapılandırılması (Re-architecting): Mevcut kod tabanını, daha modern veya uygun mimari desenlere göre yeniden yapılandırın. Bu, özellikle eski sistemleri modern teknolojilere taşırken önemlidir.


Özellik Dalı Refaktörizasyonu (Feature Branch Refactoring): Büyük refaktörizasyonları yaparken, özellik dalları kullanın. Bu, değişikliklerin ana kod tabanına entegre edilmeden önce izole bir şekilde geliştirilip test edilmesini sağlar.


Tekrar Kullanılabilir Bileşenler Oluşturma: Kodun yeniden kullanılabilir parçalarını belirleyin ve bunları modüler bileşenler veya hizmetler olarak soyutlayın. Bu, kod tabanının yeniden kullanılabilirliğini ve esnekliğini artırır.


Bu daha ileri refaktörizasyon yöntemleri, kodun kalitesini ve sürdürülebilirliğini artırmanın yanı sıra, geliştirme sürecinin daha verimli hale gelmesine yardımcı olur. Ancak, bu tür gelişmiş refaktörizasyonlar genellikle zaman alıcı ve karmaşık olabilir, bu nedenle dikkatli planlama ve yürütme gerektirir.

Software Engineering at Google kitabı - Online

 



Buradan okuyabilirsiniz.

Garbage Collector'ı Anlamak: Temel Teoriden Uygulamaya




00:00 Bellek yönetiminin temel taşı olan Garbage Collector (Çöp Toplayıcı) hakkında teorik bir giriş yapılıyor.
02:23 Garbage Collector, programın bellek kullanımını optimize ederek gereksiz nesneleri bellekten siler.
04:00 Garbage Collector'ı bilmek zorunlu olmasa da, bilmenin avantajları vardır; daha verimli kodlar yazılabilir ve uygulamanın iç çalışma mekanizması hakkında bilgi sahibi olunabilir.
06:18 Garbage Collector, gereksiz bellek kullanımını önler ve bellek temizliği yaparak performansı artırır.
09:05 Garbage Collector, işaretleme aşamasında kullanılmayan nesneleri tespit eder ve temizleme aşamasında bellekten kaldırır.
11:07 Garbage Collector'ın bellek yönetimi için üç jenerasyonu vardır: G0, G1 ve G2. Bu jenerasyonlar, farklı yaşam döngülerine sahip nesneleri yönetir.
12:43 Büyük objeler, 85 KB'lık bir limit ile Large Object Heap'e gider.
14:05 Statik objeler ve uzun yaşam döngüsü olanlar Large Object Heap'e gider.
16:23 Large Object Heap'e giden nesnelerin temizlenmesi maliyetlidir.
18:31 Garbage Collector artık arka planda ayrı bir işlem olarak çalışır, uygulamayı dondurmaz.
20:21 GC Server parametresiyle garbage collector'un öncelikli çalışması kontrol edilebilir.
21:16 GC.Collect metodu garbage collector'a temizlik işlemi için sinyal gönderir.
22:55 Garbage collector'ü elle çağırmanın genellikle gerekli olmadığı belirtiliyor.

Spring ve Spring Boot'a yapılan eleştiriler 2024, Dezavantajlar


 

Spring ve Spring Boot'a yapılan eleştiriler 2024


Spring ve Spring Boot, Java tabanlı uygulamalar geliştirmek için popüler çerçeveler olmaya devam etmektedir. 2024 yılı itibarıyla yapılan eleştirilere ve gelişmelere bakıldığında, bu teknolojilerin sunduğu yeni özellikler ve mevcut zorluklar dikkat çekmektedir.


Spring Boot 3.2 ve Spring Framework 6.1, Java 21, sanal thread'ler ve CRaC (Checkpoint/Restore in Application Continuity) gibi özellikler ekleyerek gelişmeye devam etmiştir. Sanal thread'ler, geleneksel thread'lere göre programlamayı kolaylaştırsa da, I/O işlemleri veya synchronized Java kodu bölümlerinde kilitlerle çalışırken verimlilik avantajlarını kaybedebilir. Bu, bazı JDBC sürücüleri ve Spring ekosistemine dahil kütüphaneler için geçerlidir. Ayrıca, reaktif programlama ve Kotlin coroutines desteği ile asenkron görevleri koordine etme konusunda da iyileştirmeler yapılmıştır. CRaC ise uygulamaların "sıfıra ölçeklenmesini" sağlayarak, Java uygulamalarının başlangıç sürelerini önemli ölçüde azaltmaktadır. Ancak, bu özellik yalnızca Linux'ta çalışmakta ve JDK desteği gerektirmektedir​​.


Spring Boot, Spring Framework'ün geniş ekosistemini, örneğin Spring Security ve Spring Data gibi, kullanma imkanı tanır. Mockito gibi mocking frameworkleri desteği sayesinde daha sağlam uygulamalar geliştirilebilir. TestContainer'lar ile entegrasyon testlerini hızlandırma yeteneği de dikkate değer bir özelliktir. Spring Boot'un gözlemleme ve izleme yetenekleri, özellikle mikroservisler ve karmaşık uygulama mimarileri için önemlidir. Actuator Endpoints, Micrometer entegrasyonu ve loglama gibi özellikler, uygulamaların üretim ortamlarında izlenmesi ve teşhis edilmesi konusunda büyük kolaylıklar sunmaktadır​​.


GitHub'daki Spring Boot projesi, Spring ile güçlendirilmiş üretim kalitesinde uygulama ve servisler oluşturmayı kolaylaştıran, görüş sahibi bir yapı sunar. XML yapılandırma gerektirmeyen ve kod üretimi yapmayan bu yaklaşım, Spring geliştirmesi için çok daha hızlı ve erişilebilir bir başlangıç deneyimi sağlamayı amaçlamaktadır​​.


Spring Boot ve JWT entegrasyonu, REST API'lerin korunmasında önemli bir rol oynar. Spring Security ve JWT bağımlılıklarının eklenmesi, güvenli bir şekilde kimlik doğrulama ve yetkilendirme işlemlerinin yapılabilmesini sağlar​​.


Bu bilgiler ışığında, Spring ve Spring Boot'un sürekli olarak geliştirildiği ve yeni özelliklerle zenginleştirildiği; ancak sanal thread'ler, reaktif programlama ve CRaC gibi özelliklerin bazı zorluklar ve trade-off'lar içerdiği görülmektedir. Bu teknolojilerin öğrenilmesi ve kullanılması, modern Java uygulamaları geliştirme konusunda önemli avantajlar sunmaktadır.


Dezavantajlar ve yapılan eleştiriler


Spring ve Spring Boot çerçeveleri, Java tabanlı uygulama geliştirmede yaygın olarak kullanılan güçlü araçlardır; ancak, her teknoloji gibi bunlar da bazı dezavantajlar ve eleştirilere maruz kalmaktadır. 2024 yılı itibarıyla yapılan eleştirilere ve gözlemlenen dezavantajlara genel bir bakış sunalım:


Sanal Thread'ler ve Verimlilik Sorunları: Spring Boot 3.2 ve Spring Framework 6.1'in Java 21 desteğiyle gelen sanal thread'ler, programlamayı kolaylaştırırken, I/O işlemleri veya synchronized kod bölümlerinde kilitlenme sorunlarına neden olabilmektedir. Bu, verimlilik avantajlarının kaybedilmesine yol açar. Bazı JDBC sürücüleri ve Spring ekosistemine ait kütüphaneler bu sorunu yaşayabilir​​.


Reaktif Programlama Karmaşıklığı: Reaktif programlama modeli, daha ölçeklenebilir uygulamalar geliştirmeyi vaat etse de, geri çağırma yönetimi (callback management) ve hata ayıklama (debugging) işlemleri daha karmaşık hale gelebilir. Bu durum, bazı geliştiriciler için öğrenme eğrisini ve uygulama geliştirme sürecini zorlaştırabilir​​.


CRaC ile İlgili Sınırlamalar ve Trade-off'lar: CRaC (Checkpoint/Restore in Application Continuity) özelliği, uygulamaların başlangıç sürelerini önemli ölçüde azaltarak "sıfıra ölçeklenmesi" için büyük bir potansiyele sahipken, yalnızca Linux ortamında çalışması, uygulama durumlarının doğruluğunu koruma konusunda bazı endişeler ve JDK desteği gereksinimi gibi sınırlamalar sunmaktadır​​.


Yapılandırma ve Karmaşıklık: Spring ve Spring Boot, geniş bir yapılandırma ve özelleştirme seçeneği sunar. Bu durum, bazen "yapılandırma cehennemi" olarak adlandırılan, projenin karmaşıklığının artmasına ve yönetilmesinin zorlaşmasına neden olabilir. Özellikle, büyük ve karmaşık projelerde, yapılandırma dosyalarının yönetimi ve anlaşılması zor olabilir.


Öğrenme Eğrisi: Spring ekosisteminin genişliği ve derinliği, yeni başlayanlar için zorlayıcı bir öğrenme eğrisi oluşturabilir. Spring'in farklı modülleri ve özellikleri arasındaki ilişkileri anlamak ve etkili bir şekilde kullanmak zaman ve pratik gerektirir.


Bellek Kullanımı ve Başlatma Süresi: Spring uygulamaları, özellikle büyük projelerde, önemli miktarda bellek kullanımı ve uzun başlatma sürelerine sahip olabilir. Bu, özellikle mikro hizmetler ve bulut tabanlı dağıtımlar için optimize edilmiş hafif çerçeveleri tercih eden geliştiriciler için bir dezavantaj oluşturabilir.


Bu eleştiriler ve dezavantajlar, Spring ve Spring Boot'un geliştirilmesi ve kullanılması sırasında dikkate alınması gereken önemli noktaları temsil eder. Ancak, Spring ekosistemi sürekli olarak gelişmekte ve bu sorunların üstesinden gelmek için yeni özellikler ve iyileştirmeler sunmaktadır. Geliştiricilerin bu araçları seçerken projelerinin gereksinimleri ve öncelikleri doğrultusunda dengeli bir karar vermesi önemlid

Eski bir yazılım sistemim var ve yenisi ile zamanla değiştirmek istiyorum. Anti corraption layer bu noktada ne işe yarar?



Eski bir yazılım sistemini modern bir sistemle zamanla değiştirmek, özellikle büyük ve karmaşık sistemlerde sık karşılaşılan bir durumdur. Bu süreçte, yeni ve eski sistemlerin birlikte çalışabilmesi için geçici çözümler gerekebilir. İşte bu noktada "Anti-Corruption Layer" (ACL) devreye girer.


Anti-Corruption Layer, esasen yeni sistem ile eski sistem arasında bir tür çevirmen görevi görür. Bu katmanın amacı, yeni sistemdeki değişikliklerin veya farklılıkların eski sistemi "bozmamasını" sağlamaktır. Yani, eski sistemle yeni sistem arasındaki etkileşimi kontrol altına alarak, iki sistemin birbirinin iç işleyişine zarar vermeden birlikte çalışabilmesini sağlar.


Anti-Corruption Layer'ın işlevleri arasında şunlar bulunur:


Veri Dönüştürme: Eski ve yeni sistemler arasında veri alışverişi yapılırken, veri formatları arasındaki uyumsuzlukları çözer. Örneğin, eski sistem sadece XML desteklerken, yeni sistem JSON kullanıyor olabilir. ACL, bu iki format arasında dönüşüm yaparak sistemlerin sorunsuz bir şekilde iletişim kurmasını sağlar.


İş Kurallarının Korunması: Yeni sistemdeki iş kuralları eski sisteme göre farklı olabilir. ACL, eski sistemin beklentilerine uygun olarak yeni sistemden gelen verileri uyarlama görevi görür.


Arayüz Adaptasyonu: Eski ve yeni sistemlerin arayüzleri farklı olabilir. ACL, bu farklılıkları yöneterek sistemlerin birbiriyle uyumlu bir şekilde çalışmasını sağlar.


Geçici Entegrasyon: Yeni sisteme geçiş sürecinde, bazı işlevler geçici olarak eski sistem üzerinden yürütülmeye devam edebilir. ACL, bu geçiş döneminde eski ve yeni sistemler arasındaki entegrasyonu kolaylaştırır.


ACL kullanmanın avantajlarından biri, yeni sistemi eski sistemin kısıtlamalarından bağımsız olarak tasarlayabilme özgürlüğüdür. Bu sayede, yeni sistem modern teknolojiler ve yaklaşımlar kullanılarak, en iyi pratiklere göre geliştirilebilir. Aynı zamanda, eski sistemin yavaş yavaş ve kontrollü bir şekilde devre dışı bırakılmasını sağlar, böylece iş süreçlerinde büyük kesintilerin önüne geçilir.


Sonuç olarak, Anti-Corruption Layer, eski ve yeni yazılım sistemleri arasında verimli bir geçiş yapılmasını sağlayan kritik bir araçtır. Bu katman sayesinde, sistemler arası entegrasyon sorunları minimize edilir ve yeni sistemlerin eski sistemlerle birlikte çalışabilmesi için gerekli olan uyumluluğu sağlar.


Yani eski sisteme request ve işlem taleplerini alıp, yeni sistem atifleşene kadar yeni sistemi besliyorum.


Evet, özetle doğru anlamışsınız. Anti-Corruption Layer (ACL) kullanımının temel amacı, eski sistemden gelen istekleri ve verileri yeni sistemin anlayabileceği bir formata dönüştürmek ve işleyebilmek için bir ara katman oluşturmaktır. Bu süreçte, ACL eski sistemden gelen talepleri ve verileri alır, gerekli dönüşümleri yapar ve yeni sistemin anlayabileceği bir biçimde yeni sisteme yönlendirir. Bu yöntemle, yeni sistem eski sistemle uyumlu bir şekilde çalışabilir hale gelirken, eski sistem de değişikliklere maruz kalmadan işlevselliğini sürdürebilir.


Bu yaklaşımın avantajları şunlardır:


Düzgün Geçiş: ACL, eski ve yeni sistemler arasında düzgün bir geçiş sağlar. Bu, özellikle büyük ve karmaşık veri setlerinin ve iş süreçlerinin olduğu durumlarda kritik öneme sahiptir.

İş Sürekliliği: ACL, yeni sisteme geçiş yapılırken iş sürekliliğini korur. Eski sistemdeki işlemler, yeni sisteme tam olarak entegre olana kadar kesintisiz devam edebilir.

Risk Yönetimi: Yeni sistemin eski veri veya iş kurallarıyla "kirletilmesinin" önüne geçilir. Bu, her iki sistemin de birbirinden bağımsız olarak optimal şekilde çalışmasını sağlar ve entegrasyon sürecindeki riskleri minimize eder.

Esneklik ve Bağımsızlık: Yeni sistem, eski sistemden teknik ve işlevsel bağımsızlığını koruyarak geliştirilebilir. Bu, teknoloji seçimi ve mimari tasarım açısından büyük bir esneklik sağlar.

ACL'nin kullanımı, eski sistemden yeni sisteme sorunsuz bir geçiş yapılmasını sağlayarak, iş akışlarının ve kullanıcı deneyiminin bozulmadan devam etmesine olanak tanır. Bu sayede, yeni sistem tam olarak devreye alınıncaya kadar eski sistemle yeni sistem arasında etkili bir köprü görevi görür.


Örnek bir senaryo ile Anti-Corruption Layer'ın (ACL) nasıl kullanılabileceğini detaylandıralım:


Senaryo: E-Ticaret Sisteminin Güncellenmesi

Bir e-ticaret şirketiniz var ve müşteri siparişlerini yönetmek için kullanılan eski bir yazılım sisteminiz var. Bu sistem, ürün bilgilerini, müşteri detaylarını ve sipariş geçmişini yönetiyor. Ancak, sistem artık ihtiyaçlarınızı karşılayamıyor ve daha modern, esnek bir platforma geçmek istiyorsunuz. Yeni sistem, daha iyi kullanıcı deneyimi sunacak, daha hızlı işlemler yapacak ve daha güvenli olacak. Ancak, eski sistemde biriken yılların verisi var ve bu verilerin yeni sisteme aktarılması gerekiyor.


Sorun:

Eski sistem, farklı bir veri formatı kullanıyor (örneğin, düz metin dosyaları) ve bu veriler yeni sistemdeki veritabanı formatıyla (örneğin, JSON) uyumlu değil.

Eski sistemdeki iş kuralları yeni sistemde farklı şekilde implemente edilmiş olabilir, bu da doğrudan veri aktarımını karmaşıklaştırır.

Müşteri arayüzü ve admin paneli tamamen yenileniyor, bu da eski sistemle entegrasyonu zorlaştırıyor.

Çözüm: Anti-Corruption Layer Kullanımı

Veri Dönüştürme için ACL:


Görev: Eski sistemden gelen düz metin dosyalarını alıp, yeni sistemdeki JSON formatına çevirir.

Nasıl: ACL, eski sistemden gelen her bir sipariş kaydını alır, gerekli dönüşümü yapar (örneğin, XML ya da düz metin dosyalarını JSON'a çevirir) ve yeni sisteme uygun hale getirir.

İş Kurallarının Korunması için ACL:


Görev: Eski sistemde uygulanan bazı özel iş kurallarını, yeni sistemdeki verilere uygular.

Nasıl: Yeni sistem, belki de promosyonlar ve indirimler için farklı bir mantık kullanıyordur. ACL, eski sistemden gelen siparişlerde bu iş kurallarını tanır ve yeni sistemdeki kurallara göre uygun dönüşümü yapar.

Arayüz Adaptasyonu için ACL:


Görev: Eski sistemdeki kullanıcı arayüzünden gelen istekleri yeni sistemin anlayabileceği şekilde dönüştürür.

Nasıl: Eğer eski sistemdeki bir müşteri arayüzü bir süre daha kullanılacaksa, ACL bu arayüzden gelen istekleri yakalar, gerekli dönüşümü yapar ve yeni sisteme uygun hale getirir.

Yararları:

Zamanla Yenileme: Bu çözüm, eski sistemi aniden devre dışı bırakmanın risklerini azaltır. Veri ve işlevsellik, sistemler arası uyum sağlanarak zamanla aktarılır.

Düşük Risk: ACL, eski ve yeni sistemler arasındaki etkileşimi sınırlandırarak, yeni sistemin eski veri veya iş kurallarıyla "kirletilmesini" önler. Bu, riski azaltır ve yeni sistemin temiz bir şekilde geliştirilmesine olanak tanır.

Esneklik: Yeni sistem, eski sistemden bağımsız olarak tasarlanabilir ve geliştirilebilir. Bu, teknoloji seçimleri ve mimari tasarımlar açısından büyük bir esneklik sağlar.

ACL, karmaşık sistem entegrasyonlarında, özellikle de eski ve yeni sistemlerin bir arada çalışması gerektiğinde kritik bir rol oynar.

Pragmatic bir programmer olmam için bana 50 maddede ne önerirsin?



Pragmatik bir programcı olmak, programlama becerilerinizi geliştirmekten çok daha fazlasını gerektirir; aynı zamanda problem çözme yaklaşımınızı, öğrenme sürecinizi ve teknik yeteneklerinizin ötesindeki yeteneklerinizi de geliştirmeyi içerir. İşte pragmatik bir programcı olmanıza yardımcı olacak 50 madde:


Temel Programlama Kavramlarını Öğrenin: Her programcının bilmesi gereken temel yapı taşları vardır. Değişkenler, döngüler, koşullu ifadeler gibi kavramlar, programlama dilleri arasında genel olarak tutarlıdır ve temel mantığı oluşturur.


Veri Yapıları ve Algoritmaları Öğrenin: Verimli çözümler oluşturmak için gerekli olan veri yapıları (listeler, ağaçlar, yığınlar vb.) ve algoritmalar (sıralama, arama, graf algoritmaları vb.) temel programlama becerileridir.


Yazılım Tasarımı Prensiplerini Öğrenin: İyi tasarlanmış yazılım sürdürülebilir, modüler ve genişletilebilir olmalıdır. SOLID, DRY, ve KISS gibi prensipler, yazılımın kalitesini artırmaya yardımcı olur.


Temiz Kod Yazma Alışkanlıklarını Edinin: Temiz kod, okunabilir, anlaşılır ve bakımı kolay kod demektir. İyi bir programcı, kodunun başkaları tarafından da kolayca anlaşılabilmesini sağlar.


Sürekli Öğrenme Alışkanlığı Edinin: Teknoloji sürekli gelişir ve değişir. Başarılı bir programcı, yeni diller, araçlar ve teknolojiler hakkında sürekli bilgi edinir.


Hata Ayıklama Becerilerinizi Geliştirin: Hata ayıklama, programlardaki hataları tanımlama ve düzeltme sürecidir. Etkili hata ayıklama yöntemleri, geliştirme sürecini hızlandırabilir.


Versiyon Kontrol Sistemlerini Kullanın: Versiyon kontrolü, kod değişikliklerinin yönetilmesini sağlar. Git gibi sistemler, ekiplerin aynı projede daha etkili bir şekilde çalışmasına olanak tanır.


Test Odaklı Geliştirme (TDD) Pratiği Yapın: TDD, yazılım geliştirmenin bir yaklaşımıdır. Önce testler yazılır, sonra bu testleri geçecek kod yazılır. Bu, daha temiz kod ve az hata demektir.


Belgeleri Okuma Alışkanlığı Edinin: Yazılım geliştirme araçlarının, kütüphanelerin ve dillerin resmi belgeleri, öğrenme ve sorun çözme için değerli kaynaklardır.


Kod İncelemelerine Katılın: Kod incelemeleri, hem kendi kodunuzun kalitesini artırmanın hem de başkalarının kodundan öğrenmenin harika bir yoludur.


Yazılım Mimarileri Hakkında Bilgi Edinin: Yazılım mimarisi, bir sistemdeki bileşenlerin düzenlenme biçimidir. MVC, Microservices gibi mimariler, yazılım tasarımında önemli rol oynar.


Yazılım Geliştirme Yaşam Döngüsünü Anlayın: Yazılım geliştirme yaşam döngüsü (SDLC), bir yazılımın başlangıcından sonuna kadar geçtiği süreçler bütünüdür. Planlama, geliştirme, test etme ve dağıtma aşamalarını içerir.


Performans Optimizasyonu Tekniklerini Öğrenin: Yazılımın performansını artırmak, kullanıcı deneyimini iyileştirir. Bu, kaynak kullanımını optimize etmek ve gecikmeleri azaltmak anlamına gelir.


**Kullanıcı Deneyimi (UX) ve Arayüz Tasarımı (UI) hakkında Bilgi Edinin:** Kullanıcı deneyimi (UX), bir ürünün kullanım kolaylığı ve kullanıcı memnuniyetini ifade eder. Arayüz tasarımı (UI) ise bu deneyimi sağlayan görsel ve etkileşimli unsurları kapsar. İyi bir UX/UI tasarımı, ürünün başarısı için kritik öneme sahiptir.


Güvenlik Uygulamalarını Öğrenin: Yazılım güvenliği, uygulamalarınızı kötü niyetli saldırılara karşı korumanın yollarını içerir. Güvenlik en baştan itibaren tasarımın bir parçası olmalıdır.


Açık Kaynak Projelere Katılın: Açık kaynak projeler, kodunuzu geniş bir toplulukla paylaşmanın ve diğer geliştiricilerle işbirliği yapmanın bir yoludur. Aynı zamanda öğrenme ve kariyerinizi ilerletme fırsatları sunar.


Mentorluk Yapın ve/veya Bir Mentor Bulun: Mentorluk, bilgi ve deneyimlerin paylaşılması sürecidir. Bir mentor bulmak, kariyerinizde rehberlik ve destek sağlar; mentorluk yapmak ise bilginizi başkalarıyla paylaşmanın bir yoludur.


Yan Projeler Geliştirin: Kendi projeleriniz üzerinde çalışmak, öğrendiklerinizi uygulama fırsatı sunar. Bu projeler aynı zamanda portföyünüzü zenginleştirir ve potansiyel işverenlere yeteneklerinizi gösterir.


Zaman Yönetimi Becerilerinizi Geliştirin: Etkili zaman yönetimi, sınırlı çalışma saatlerinizden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlar. Bu, önceliklendirme ve verimlilik tekniklerini öğrenmeyi içerir.


İşbirliği ve Takım Çalışması Becerilerinizi Geliştirin: Yazılım geliştirme çoğunlukla takım çalışmasıdır. Etkili iletişim ve işbirliği becerileri, projelerin başarılı bir şekilde tamamlanmasında önemli bir rol oynar.


Problem Çözme Becerilerinizi Geliştirin: Programlama temelde problem çözme etkinliğidir. Problemlere yaratıcı ve etkili çözümler üretebilmek için bu beceriyi sürekli olarak geliştirin.


Yenilikçi Olun: Teknoloji ve yazılım geliştirme alanında yenilikçilik, rekabet avantajı sağlar. Yeni çözümler ve yaklaşımlar deneyerek alanınızda öncü olabilirsiniz.


Eleştirel Düşünme Becerilerinizi Geliştirin: Kararlarınızı analiz etmek ve eleştirel bir şekilde değerlendirmek, daha bilinçli seçimler yapmanızu sağlar.


Ağ Temellerini Öğrenin: İnternetin nasıl çalıştığını anlamak, web geliştirme ve ağ tabanlı uygulamaları geliştirirken karşılaşabileceğiniz sorunları çözmeye yardımcı olur. HTTP, DNS ve diğer temel ağ protokollerine aşina olmak önemlidir.


Veritabanı Yönetimi Becerilerinizi Geliştirin: Veriler, modern yazılım uygulamalarının temelidir. SQL tabanlı geleneksel veritabanlarıyla ve NoSQL veritabanlarıyla çalışabilme yeteneği, veri yönetimi ve manipülasyonu için kritik öneme sahiptir.


Bulut Bilişim Platformlarını Kullanmayı Öğrenin: AWS, Google Cloud Platform ve Azure gibi bulut hizmetleri, ölçeklenebilirlik, güvenilirlik ve verimlilik sağlar. Bu platformlarda uygulama dağıtımı ve yönetimi konusunda deneyim kazanmak, günümüzün yazılım geliştirme ortamında değerli bir beceridir.


DevOps Kültürünü ve Araçlarını Öğrenin: DevOps, yazılım geliştirme ve işletme ekipleri arasındaki işbirliğini artırarak, sürekli entegrasyon, sürekli teslimat (CI/CD) ve otomasyon pratiklerini teşvik eder. Jenkins, Travis CI, Docker ve Kubernetes gibi araçlarla çalışmak, modern yazılım geliştirme süreçlerinde önemlidir.


Konteyner Teknolojileriyle Çalışın: Konteynerler, uygulamaların hızlı ve tutarlı bir şekilde dağıtılmasını sağlar. Docker ve Kubernetes, uygulamaları konteynerler içinde geliştirmek ve yönetmek için yaygın olarak kullanılan araçlardır.


Yumuşak Becerilerinizi Geliştirin: Teknik beceriler kadar, etkili iletişim, takım içi çalışma, problem çözme ve liderlik gibi yumuşak beceriler de kariyerinizde önemli bir rol oynar.


Kritik Düşünme ve Problem Çözme: Her türlü problemi analiz edebilme ve etkili çözümler üretebilme yeteneği, programcılar için vazgeçilmezdir. Bu beceri, karmaşık sistemlerin nasıl işlediğini anlamanıza ve verimli çözümler geliştirmenize yardımcı olur.


Etkili Dinleme ve Geri Bildirim: İyi bir dinleyici olmak ve yapıcı geri bildirim sağlamak, hem bireysel hem de takım bazında gelişimi teşvik eder.


Zamanında ve Açık İletişim: Proje yöneticileri, takım arkadaşları ve müşterilerle açık ve etkili bir şekilde iletişim kurmak, yanlış anlamaları önler ve projelerin başarılı bir şekilde tamamlanmasına katkıda bulunur.


Stres Yönetimi: Yazılım geliştirme sık sık zorlayıcı olabilir. Stres yönetimi teknikleri, zor zamanlarda sakin ve odaklanmış kalmak için önemlidir.


Esnek Olun: Projeler, gereksinimler ve teknolojiler değişebilir. Bu değişikliklere hızlı bir şekilde adapte olabilme yeteneği, değerli bir varlık haline gelmenizi sağlar.


Kritik ve Analitik Düşünme: Problemleri sistemli bir şekilde çözmek için kritik ve analitik düşünme yeteneğinizi kullanın. Bu, verileri yorumlama ve etkili çözümler geliştirme yeteneğinizi geliştirir.


Kullanıcı Geri Bildirimlerini Dikkate Alın: Kullanıcılarınızın ihtiyaçlarını ve geri bildirimlerini dikkate almak, ürününüzü veya projenizi daha iyi hale getirebilir. Kullanıcı deneyimini merkeze alarak, daha kullanışlı ve tatmin edici çözümler sunabilirsiniz.


Proje Yönetimi Becerilerini Öğrenin: Projeleri etkili bir şekilde planlamak, yürütmek ve sonuçlandırmak için proje yönetimi tekniklerini ve araçlarını kullanın. Agile, Scrum ve Kanban gibi metodolojiler, esnek ve verimli çalışma biçimleri sunar.


Etkili Dokümantasyon Yazın: İyi yazılmış dokümantasyon, kodunuzun ve projelerinizin anlaşılabilirliğini ve kullanılabilirliğini artırır. Ayrıca, ekip içi işbirliğini ve projenin sürdürülebilirliğini destekler.


Kod Okuryazarlığını Geliştirin: Başkalarının kodlarını etkili bir şekilde okuyup anlamak, öğrenme sürecinizde önemli bir yer tutar. Bu beceri, kod incelemeleri ve ekip içi işbirliği için de değerlidir.


Siber Güvenlik Bilincine Sahip Olun: Güvenlik, yazılım geliştirme sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Uygulamalarınızı ve verilerinizi korumak için güvenlik en iyi uygulamalarını ve tekniklerini öğrenin.


Erişilebilirlik Standartlarını Uygulayın: Yazılımlarınızın herkes tarafından kolayca kullanılabilir olmasını sağlamak, etik bir zorunluluktur. Web Erişilebilirlik Girişimi (WAI) ve Erişilebilir Zengin İnternet Uygulamaları (ARIA) gibi standartları uygulayarak, ürünlerinizi daha kapsayıcı hale getirin.


Kültürel Farkındalık ve Takım Çeşitliliğini Destekleyin: Farklı kültürel arka planlara sahip bireylerle çalışmak, yaratıcılığı ve yenilikçiliği teşvik eder. Takımınızdaki çeşitliliği kutlayarak, daha geniş bir perspektif ve zengin fikir alışverişi sağlayabilirsiniz.


Kendi Öğrenme Stilinizi Tanıyın: Herkes farklı şekilde öğrenir. Kendi öğrenme stilinizi anlamak, yeni bilgileri daha etkili bir şekilde özümsemenize ve becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olur.


Teknik Olmayan Kitlelere Teknik Konuları Açıklayın: Teknik olmayan dinleyicilere karmaşık konseptleri açıklayabilme yeteneği, özellikle analistler, pazarlamacılar ve yöneticilerle çalışırken önemlidir. Bu, fikirlerinizi daha geniş bir kitleye ulaştırmanıza ve projeleriniz için destek kazanmanıza yardımcı olur.


Başarısızlıktan Ders Çıkarın: Başarısızlık, öğrenmenin doğal bir parçasıdır. Projelerde karşılaştığınız zorluklardan ders çıkararak, gelecekte daha güçlü ve etkili çözümler geliştirebilirsiniz.


Yenilikçi ve Yaratıcı Düşünün: Teknolojideki hızlı değişim, yaratıcı düşünmeyi ve yenilikçi çözümler üretmeyi gerektirir. Mevcut sorunlara yeni yaklaşımlar getirerek ve teknolojinin sınırlarını zorlayarak, alanınızda fark yaratabilirsiniz.


Kendinize Zaman Ayırın: Yoğun çalışma saatleri ve sürekli öğrenme gereksinimi, zaman zaman bunaltıcı olabilir. Kişisel bakım, hobiler ve sosyal etkileşim, zihinsel ve fiziksel sağlığınızı korumanız için önemlidir. Dengeli bir yaşam, sürdürülebilir bir kariyer için temel taştır.

Bu 50 madde, pragmatik bir programcı olma yolculuğunuzda size rehberlik edecek temel prensip ve önerileri içerir. Her biri, hem kişisel hem de profesyonel gelişiminizi destekleyecek değerli dersler sunar. Unutmayın ki sürekli öğrenme, uygulama ve kendini geliştirme, bu alanda başarılı olmanın anahtarıdır.Bu maddeler, pragmatik bir programcı olma yolundayolunda size rehberlik edecek temel ilkeleri ve pratikleri kapsar. Ancak, unutmayın ki her programcının kariyer yolu ve öğrenme tarzı farklıdır. Bu yüzden, bu listedeki maddeleri kendi hedefleriniz, ilgi alanlarınız ve çalışma tarzınıza göre uyarlayabilirsiniz. Aşağıdaki ek öneriler de pragmatik bir programcı olarak gelişiminize katkıda bulunabilir:


Kişisel Projeler Üzerinde Çalışın: Yeni teknolojileri ve yöntemleri deneyimlemenin en iyi yolu, gerçek dünya projeleri üzerinde çalışmaktır. Bu, teorik bilginin pratik becerilere dönüştürülmesine yardımcı olur.

Kodlama Zorluklarını ve Hackathonları Deneyin: Bu tür etkinlikler, problem çözme becerilerinizi geliştirmenin ve yenilikçi çözümler üretmenin harika yollarıdır. Ayrıca, diğer programcılarla ağ kurma fırsatı sunarlar.

Teknoloji Topluluklarına Katılın: GitHub, Stack Overflow ve Reddit gibi platformlar, bilgi paylaşımı ve meslektaşlarınızla etkileşim için mükemmel yerlerdir. Ayrıca, yerel veya çevrimiçi programlama toplulukları ve grupları da destek ve ilham kaynağı olabilir.

Yenilikleri Takip Edin: Teknoloji dünyası sürekli değişir. Yeni programlama dilleri, araçlar, kütüphaneler ve en iyi pratikler hakkında bilgi sahibi olmak, alanınızdaki gelişmeleri takip etmenizi sağlar.

Sağlığınıza Dikkat Edin: Uzun saatler boyunca bilgisayar başında oturmak, fiziksel ve zihinsel sağlığınıza zarar verebilir. Düzenli ara vermek, egzersiz yapmak ve sağlıklı beslenmek, sürdürülebilir bir kariyer için önemlidir.

İş-Ahayat Dengesi: Kariyerinize odaklanırken kişisel hayatınızı ve hobilerinizi ihmal etmeyin. İş ve özel hayat arasında sağlıklı bir denge, uzun vadede hem mutluluk hem de verimlilik açısından faydalıdır.

Pragmatik bir programcı olmak, sürekli bir öğrenme ve gelişme sürecidir. Kendinize ve yeteneklerinize yatırım yapmak, kariyerinizde uzun vadeli başarı ve tatmin sağlamanın anahtarıdır. Bu yolculukta sabırlı olun ve her adımda elde ettiğiniz ilerlemeyi kutlayın.

Assembly dili



Assembly dili, düşük seviyeli bir programlama dili olup, bilgisayarın donanım mimarisine özgü talimatları doğrudan içerir. Bir bilgisayarın işlemcisi tarafından doğrudan anlaşılabilecek olan makine diline çok yakındır. Assembly dili, genellikle sistem düzeyindeki programlama, sürücülerin geliştirilmesi, gömülü sistemler ve performans gerektiren uygulamalar için kullanılır. Bu dil, yüksek seviyeli dillerde bulunan abstraksiyonların çoğundan yoksun olduğundan, programcının donanım üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlar ancak bu, aynı zamanda daha fazla dikkat ve uzmanlık gerektirir.


Assembly dilinin temel özellikleri şunlardır:


Yakın Donanım Erişimi: Bilgisayarın CPU'su ve belleği gibi donanım bileşenlerine doğrudan erişim sağlar.

Düşük Seviye Kontrol: Bellek yönetimi ve işlemci talimatları üzerinde doğrudan kontrol imkanı sunar.

Performans: Yüksek seviye dillerden daha hızlı çalışan programlar oluşturabilir.

Portabilite Eksikliği: Yazılan kod genellikle belirli bir işlemci mimarisine özgü olduğu için, farklı sistemler arasında taşınabilirliği sınırlıdır.

Karmaşıklık ve Zorluk: Anlaşılması ve kullanılması daha zor olabilir çünkü donanımın ayrıntılı bilgisini gerektirir.

Assembly dilinde yazılmış bir program, genellikle bir assembler tarafından makine diline çevrilir. Bu süreçte, insan tarafından okunabilir assembly kodu, CPU'nun anlayabileceği makine koduna dönüştürülür. Assembly, özellikle eski zamanlarda, kaynakların kısıtlı olduğu durumlarda veya


çok spesifik donanım işlemleri için tercih edilirdi. Günümüzde ise genellikle sistem programlaması, donanım sürücüleri, gerçek zamanlı uygulamalar ve yüksek performans gerektiren bilgisayar oyunları gibi alanlarda kullanılmaktadır.


Assembly dili öğrenmek, programcıya bilgisayarın nasıl çalıştığına dair derin bir anlayış kazandırır ve daha verimli programlama teknikleri geliştirmesine yardımcı olur. Ancak, bu dilin karmaşıklığı ve öğrenme eğrisi nedeniyle, genellikle belirli ihtiyaçları olan deneyimli programcılar tarafından tercih edilir.


Assembly diliyle çalışmanın temelini, işlemci mimarisine ve makine talimatlarına aşina olmak oluşturur. Her işlemci mimarisi, kendine özgü bir set komutları (instruction set) içerir. Bu komutlar, genellikle oldukça düşük seviyeli ve basit işlemlerdir, örneğin bir hafıza konumundan diğerine veri taşımak, aritmetik işlemler yapmak veya mantıksal işlemler gerçekleştirmek. Assembly dili, bu talimatları insan tarafından okunabilir bir biçimde ifade eder.


Assembly dilinin temel kavramları şunlardır:


Registerlar: CPU'nun içinde hızlı erişim için kullanılan küçük hafıza alanlarıdır. Bu registerlar, veri depolama, adres gösterme veya aritmetik işlemler için kullanılır.


Opcode (Operation Code): Her bir assembly talimatının işlemciye ne yapması gerektiğini belirten bir koddur. Örneğin, MOV, ADD, SUB gibi.


Operandlar: Opcode'ların üzerinde işlem yapacağı verilerdir. Bunlar doğrudan sayılar (literals), hafıza adresleri veya registerlar olabilir.


Sembolik Adresleme: Programcının hafıza adreslerini isimlendirmesine izin verir, böylece kod daha okunabilir ve yönetilebilir hale gelir.


Assembly Direktifleri: Assembler'a yönergeler sağlar. Bunlar, kodun nasıl derleneceğini veya monte edileceğini kontrol eden komutlardır.


Makro Komutlar: Birden çok assembly talimatını tek bir komut olarak gruplamaya olanak tanır, böylece kod tekrarı azaltılır ve okunabilirlik artar.


Assembly dilinin kullanımı günümüzde daha sınırlı olsa da, bazı durumlarda hala vazgeçilmezdir. Örneğin, donanım seviyesinde hata ayıklama, reverse engineering, sistem güvenliği ve optimizasyon gibi alanlarda oldukça önemlidir. Ayrıca, yüksek seviye programlama dillerinin altında yatan temelleri anlamak için de değerlidir. Yüksek seviye dillerin sağladığı abstraksiyonların altındaki donanım işlemlerini kavramak, bir programcının daha derin teknik bilgi ve beceri kazanmasını sağlar.



Örnek bir assembly kodu ve satır satır açıklaması


Assembly kodunun örnek bir parçasını ve her bir satırın açıklamasını aşağıda bulabilirsiniz. Bu örnek, x86 mimarisini temel alır ve basit bir toplama işlemi gerçekleştirir. x86 mimarisi, Intel ve AMD tarafından üretilen işlemcilerde yaygın olarak kullanılan bir mimaridir.


section .data       ; Veri bölümü başlangıcı

num1    db  5       ; num1 adında bir bayt (byte) tanımla ve değerini 5 yap

num2    db  3       ; num2 adında bir bayt tanımla ve değerini 3 yap


section .text       ; Kod bölümü başlangıcı

global _start       ; _start etiketini global yap, yani programın başlangıç noktası


_start:             ; Programın başladığı yer

    mov al, [num1]  ; num1'in değerini al baytında sakla

    add al, [num2]  ; al baytındaki değeri num2'nin değeri ile topla

    mov [num1], al  ; Sonucu num1'in adresine geri yaz


    ; Programı sonlandır (Linux sistemlerde)

    mov eax, 1      ; Sistemi sonlandırma çağrısının kodu

    mov ebx, 0      ; Çıkış kodu olarak 0 (başarılı sonlandırma)

    int 0x80        ; Kesme (interrupt) çağrısını yaparak sistemi sonlandır

Her bir satırın açıklaması:


section .data: Veri bölümünün başlangıcını belirtir. Burada sabit değerler ve değişkenler tanımlanır.


num1 db 5: num1 adında bir bayt boyutunda değişken tanımlar ve değerini 5 olarak ayarlar.


num2 db 3: num2 adında başka bir bayt boyutunda değişken tanımlar ve değerini 3 olarak ayarlar.


section .text: Kod bölümünün başlangıcını işaret eder. Burada programın asıl işlevsel kodları bulunur.


global _start: _start etiketini global yapar. Bu, programın çalıştırılacağı başlangıç noktasını belirtir.


_start:: Programın çalışmaya başladığı yer. Bu etiket kodun geri kalanını takip eder.


mov al, [num1]: num1de saklı olan değeri al registerına kopyalar.


add al, [num2]: al registerındaki değere num2deki değeri ekler.


mov [num1], al: Sonuç olarak elde ed


ilen değeri num1in saklandığı yere geri yazar. Bu, al registerındaki değeri num1 değişkeninin hafıza adresine kopyalar.


mov eax, 1: Bu ve sonraki iki satır, Linux işletim sistemi üzerinde programın düzgün bir şekilde sonlandırılması için gerekli işlemleri yapar. Burada eax registerına 1 değeri atanır, bu da sistem çağrısının (system call) çıkış (exit) fonksiyonunu temsil eder.


mov ebx, 0: Çıkış kodu olarak 0 değeri ebx registerına atanır. 0 genellikle başarılı bir çıkışı gösterir.


int 0x80: Bu satır bir kesme (interrupt) çağrısını tetikler. Bu kesme, eaxde tanımlanan sistem çağrısını (bu durumda programın sonlandırılması) işletim sistemine bildirir.


Bu örnek, Assembly diliyle yazılmış oldukça basit bir programın nasıl çalıştığını gösterir. Assembly dilinde, işlemler genellikle çok düşük seviyede ve doğrudan donanımla ilgili olarak gerçekleştirilir. Bu sebeple, Assembly dili öğrenmek ve kullanmak, yüksek seviye programlama dillerine kıyasla daha karmaşık ve detay odaklıdır. Yüksek seviye diller genelde bu tür düşük seviye işlemleri gizler ve programcıya daha soyut bir çalışma ortamı sunar. Bununla birlikte, Assembly dilinde programlama yapmak, bilgisayarın nasıl çalıştığına dair derin bir anlayış kazandırır ve performans kritik uygulamalarda çok detaylı optimizasyonlar yapma imkanı sunar.

2023 yılında, bir yazılım mimarı olarak bir Java 17, Spring Boot, Spring Cloud, Kafka, DDD, Reactive Programming, Docker, Kubernetes kullanarak Borsada hisse senedi alom satımı yapılabilen, Abd ve Türkiye borsasının yer aldığı, günlük nemalandırmanın yapıldığı, favori listelerin oluşturulabildiği, grafiklerin yer aldığı ve canlı verilerin anlık olarak kullanıcılar tarafından izlenebildiği borsa aracı kurum uygulaması: ChatGPT



Java 17, Spring Boot, Spring Cloud, Kafka ve Domain-Driven Design (DDD) kullanarak, ABD ve Türkiye borsalarını kapsayan, günlük nemalandırma, favori listeleri oluşturma, grafikler ve canlı veri akışı özelliklerine sahip bir borsa aracı kurum uygulaması geliştirmek oldukça kapsamlı bir proje. Bu projeniz için adım adım gitmek ve temel konseptler üzerinden ilerlemek en iyisi olacaktır. İlk olarak, projenizin ana bileşenlerini ve bunların nasıl entegre edileceğini ele alacağım.


1. Proje İskeleti ve Java 17

Java 17, LTS (Long Term Support) sürümü olduğu için projeniz için ideal bir seçim. Spring Boot ile projenizin iskeletini oluşturarak başlayabiliriz. Spring Initializr (start.spring.io) aracını kullanarak Java 17 ve gerekli bağımlılıkları içeren bir proje iskeleti oluşturabilirsiniz.


2. Spring Boot ve Spring Cloud

Spring Boot, hızlı ve kolay bir şekilde uygulama geliştirmenize olanak tanır. REST API'ler, veritabanı entegrasyonları ve güvenlik gibi temel özellikler için destek sağlar. Spring Cloud ise mikro hizmet mimarisi için gerekli olan yapılandırma sunucusu, servis keşfi ve yük dengeleme gibi özellikler sunar.


3. Apache Kafka

Apache Kafka, uygulamanızın farklı bölümleri arasında veri akışını yönetmek için kullanılabilir. Özellikle, canlı borsa verilerinin işlenmesi ve dağıtılması için idealdir. Kafka'nın temel kavramları olan konular (topics), üreticiler (producers) ve tüketiciler (consumers) üzerinde durabiliriz.


4. Domain-Driven Design (DDD)

DDD, karmaşık iş gereksinimlerini yönetmek için etkili bir yaklaşımdır. Borsa uygulamanız için, işlem, hisse senedi, kullanıcı hesapları gibi alanları belirleyerek başlayabiliriz. Her bir alanı bir mikro hizmet olarak ele alabilir ve sınırlı bağlam (bounded context) ve topluluklar (aggregates) kavramları üzerinde durabiliriz.


5. Borsa Verileri ve Grafikler

ABD ve Türkiye borsalarından canlı verileri nasıl elde edeceğiniz ve bu verileri grafiklerle nasıl göstereceğiniz önemli bir konu. Spring Boot ve JavaScript kütüphaneleri (örneğin, Chart.js veya D3.js) bu iş için kullanılabilir.


6. Günlük Nemalandırma ve Favori Listeleri

Bu özellikler, kullanıcıların hesaplarını yönetmelerine ve kişisel tercihlerini kaydetmelerine olanak tanır. Spring Data JPA ve Hibernate gibi teknolojiler bu verileri yönetmek için kullanılabilir.


Örnek Kodlar ve Makale Yazımı

Her bir konsept için örnek kodlar ve açıklamalar sağlamak, okuyucularınızın projenizi daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır. Bu kod örneklerini, projenizin çeşitli aşamalarını açıklayan makalelerde adım adım sunabilirsiniz.


Size öncelikle temel bir Spring Boot uygulaması oluşturmayı göstererek başlayalım. Ardından, projenizi geliştirirken adım adım ilerleyeceğiz. İlk adım olarak, Spring Initializr kullanarak bir proje iskeleti oluşturabiliriz. Devam etmemi istiyorsanız, lütfen belirtin.


Harika, öncelikle Java 17 ve Spring Boot kullanarak basit bir proje iskeleti oluşturalım. Bunun için Spring Initializr'ı kullanacağız. Spring Initializr, web tabanlı bir araçtır ve size hızlı bir şekilde projenizi başlatmanız için gerekli yapılandırmayı sağlar.


Spring Initializr ile Proje Oluşturma

Spring Initializr'a Git: start.spring.io adresine gidin.


Proje Metadatasını Belirle:


Project: Maven Project

Language: Java

Spring Boot: En son stabil sürümü seçin (2.x.x)

Project Metadata:

Group: com.yourcompany

Artifact: stock-trading

Name: stock-trading

Description: A stock trading application for US and Turkey markets

Package Name: com.yourcompany.stocktrading

Packaging: Jar

Java: 17

Bağımlılıkları Seç:


Spring Web

Spring Data JPA

Apache Kafka

(İhtiyacınıza göre diğer bağımlılıkları da ekleyebilirsiniz)

Proje Dosyasını İndir ve Aç:


"Generate" butonuna tıklayarak proje dosyasını indirin.

İndirdiğiniz ZIP dosyasını açın ve içindeki projeyi tercih ettiğiniz IDE'ye (örneğin, IntelliJ IDEA veya Eclipse) aktarın.

Projenin Temel Yapısını İnceleme

Proje indirildikten sonra, temel yapısını inceleyelim. Bir Spring Boot projesinde genellikle aşağıdaki yapının olduğunu göreceksiniz:


src/main/java/ dizini altında uygulama kodunuz bulunur.

src/main/resources/ içinde uygulama ayarları ve diğer kaynaklar yer alır.

src/test/java/ altında test kodlarınız bulunur.

İlk Controller'ı Oluşturma

Basit bir REST API oluşturarak başlayalım. src/main/java/com/yourcompany/stocktrading dizinine gidin ve burada bir controller sınıfı oluşturun:


java

Copy code

package com.yourcompany.stocktrading;


import org.springframework.web.bind.annotation.GetMapping;

import org.springframework.web.bind.annotation.RestController;


@RestController

public class HelloController {


    @GetMapping("/hello")

    public String sayHello() {

        return "Hello, Stock Traders!";

    }

}

Bu kod, /hello endpoint'ine gelen GET isteklerine "Hello, Stock Traders!" metni ile yanıt verir.


Uygulamayı Çalıştırma

IDE'nizde sağ tıklayarak Spring Boot uygulamanızı çalıştırın. Tarayıcınızda localhost:8080/hello adresine giderek API'nızın yanıtını görebilirsiniz.


Bu temel adımlar, projenize başlamanız için bir temel oluşturur. Daha sonraki adımlarda, Spring Cloud, Kafka entegrasyonu ve DDD kavramlarını daha detaylı olarak ele alacağız. Şimdi, bu temel yapı üzerine daha fazla detay eklemek için devam etmeli miyiz?


Mükemmel, şimdi Spring Cloud ve Apache Kafka entegrasyonu ile Domain-Driven Design (DDD) kavramlarını projenize entegre etme sürecine devam edeceğiz.


Spring Cloud Entegrasyonu

Spring Cloud, mikro hizmet mimarileri için çok sayıda kütüphane ve araç sağlar. Bu projede, yapılandırma yönetimi, servis keşfi ve gateway gibi bazı temel Spring Cloud özelliklerini kullanacağız.


Yapılandırma Sunucusu (Config Server)

Yapılandırma Sunucusu Oluşturma:


Yeni bir Spring Boot projesi oluşturun ve spring-cloud-config-server bağımlılığını ekleyin.

@EnableConfigServer anotasyonunu uygulamanızın ana sınıfına ekleyin.

Yapılandırma Dosyalarını Depolama:


Yapılandırma dosyalarını (örneğin, application.yml) bir Git deposunda saklayın.

Config Server'ın bu Git deposuna bağlanması için application.yml içinde gerekli ayarları yapın.

Servis Keşfi (Eureka Server)

Eureka Server Kurulumu:


Yeni bir Spring Boot projesi oluşturun ve spring-cloud-starter-netflix-eureka-server bağımlılığını ekleyin.

@EnableEurekaServer anotasyonunu uygulamanızın ana sınıfına ekleyin.

Mikro Hizmetleri Kaydetme:


Her mikro hizmete spring-cloud-starter-netflix-eureka-client bağımlılığını ekleyin ve application.yml dosyasında Eureka Server'a kaydolmalarını sağlayın.

Apache Kafka Entegrasyonu

Apache Kafka, canlı veri akışını işlemek için kullanılabilir. Kafka, üreticiler (producers) ve tüketiciler (consumers) arasında mesajları etkili bir şekilde aktarır.


Kafka Bağımlılığını Ekleyin:


spring-kafka bağımlılığını projenize ekleyin.

Kafka Üretici (Producer) ve Tüketici (Consumer) Oluşturma:


Kafka üreticisi, borsa verilerini Kafka konularına (topics) gönderir.

Kafka tüketicisi, bu verileri işler ve gerekli işlemleri yapar.

Domain-Driven Design (DDD) Uygulama

DDD, iş mantığınızı modellemek ve mikro hizmetler arasındaki bağlantıları yönetmek için önemlidir.


Sınırlı Bağlam (Bounded Context) Belirleme:


İşlemler, hisse senetleri, kullanıcı hesapları gibi her bir iş alanını ayrı bir sınırlı bağlam olarak tanımlayın.

Topluluklar (Aggregates) ve Varlıklar (Entities) Oluşturma:


Her bağlam içinde toplulukları ve varlıkları modelleyin. Örneğin, bir "İşlem" topluluğu içinde "Hisse Senedi", "Kullanıcı" gibi varlıklar olabilir.

Depo Desenleri (Repository Patterns) Kullanma:


Veri erişimini soyutlamak için depo desenlerini kullanın.

Bu adımlar, projenizin mikro hizmet mimarisi ve DDD yaklaşımı ile nasıl ilerleyeceği konusunda size bir yol haritası sunar. Her adımda, ilgili kod örnekleri ve açıklamaları makalenizde sunabilirsiniz. Şimdi bu adımların her birini daha detaylı olarak incelemek ve kod örnekleriyle zenginleştirmek için devam etmeli miyiz?


Spring Cloud Yapılandırma Sunucusu (Config Server) Detayları

Yapılandırma Sunucusu, mikro hizmetlerinizin yapılandırmalarını merkezi bir yerden yönetmenizi sağlar. Böylece, uygulamanızın farklı ortamlar arasında kolayca geçiş yapmasına olanak tanır.


Adım 1: Yapılandırma Sunucusu Projesi Oluşturma

Yeni Spring Boot Projesi Oluştur: spring-cloud-config-server bağımlılığı ile yeni bir proje oluşturun.


Ana Sınıfı Ayarla: Ana sınıfa @EnableConfigServer anotasyonunu ekleyin. Bu, uygulamanızı bir yapılandırma sunucusu olarak etkinleştirir.


java

Copy code

@SpringBootApplication

@EnableConfigServer

public class ConfigServerApplication {

    public static void main(String[] args) {

        SpringApplication.run(ConfigServerApplication.class, args);

    }

}

Yapılandırma Dosyası: application.yml dosyasında, yapılandırma sunucusunun Git deposuna bağlantı detaylarını belirtin.


yaml

Copy code

server:

  port: 8888


spring:

  cloud:

    config:

      server:

        git:

          uri: [Git Repo URL]

          clone-on-start: true

Adım 2: Mikro Hizmetlerin Yapılandırma Sunucusuna Bağlanması

Her mikro hizmetin bootstrap.yml veya bootstrap.properties dosyasında, yapılandırma sunucusunun URL'sini belirtin:


yaml

Copy code

spring:

  application:

    name: stock-trading-service

  cloud:

    config:

      uri: http://localhost:8888

Apache Kafka Entegrasyonu

Kafka, yüksek hacimli veri akışlarını yönetmek için kullanılabilir. Bu özellikle, canlı borsa verilerinin işlenmesi ve analizi için önemlidir.


Spring Cloud, mikro hizmet mimarileri için zengin bir set sunar. Daha önce yapılandırma sunucusu (Config Server) ve servis keşfi (Eureka Server) hakkında konuştuk. Bu adımların yanı sıra, Spring Cloud'un sunduğu diğer önemli özellikler arasında şunlar bulunmaktadır:


1. Spring Cloud Gateway

Spring Cloud Gateway, API Gateway rolünü üstlenir. Bu, mikro hizmetler arasındaki gelen istekleri yönlendirmek, yük dengelemek ve çapraz kesim endişelerini (cross-cutting concerns) ele almak için kullanılır.


Yönlendirme Kuralları: İstekleri mikro hizmetlere yönlendirmek için belirli kurallar tanımlayabilirsiniz.

Oran Sınırlama (Rate Limiting): Aşırı trafik durumunda sistem üzerindeki yükü yönetmek için oran sınırlaması yapılandırabilirsiniz.

Circuit Breaker Entegrasyonu: Hizmet kesintileri ve aksamaları sırasında sistem istikrarını korumak için Circuit Breaker desenlerini uygulayabilirsiniz.

2. Spring Cloud Circuit Breaker

Mikro hizmetler arasında Circuit Breaker desenini uygulamak için Spring Cloud Circuit Breaker kullanılır. Bu, tek bir hizmetteki aksaklıkların tüm sistemi etkilemesini önler.


Fallback Yöntemleri: Bir hizmet yanıt vermediğinde uygulanacak yedek (fallback) işlemleri tanımlayabilirsiniz.

Hizmet Sağlığı İzleme: Hizmetlerin durumunu izleyerek, hatalara otomatik olarak yanıt verebilirsiniz.

3. Spring Cloud Config Client

Spring Cloud Config Client, mikro hizmetlerin yapılandırma sunucusundan yapılandırmalarını almasını sağlar. Bu, uygulamanın ayarlarını merkezi bir yerden yönetmenize olanak tanır.


Dinamik Yapılandırma Yenileme: Uygulama çalışırken yapılandırmaları yenileyebilir ve güncelleyebilirsiniz.

Ortam Ayarlarını Yönetme: Farklı ortamlar (geliştirme, test, üretim) için farklı yapılandırmaları kolayca yönetebilirsiniz.

4. Spring Cloud Sleuth ve Zipkin

Mikro hizmetler arasındaki istekleri takip etmek için Spring Cloud Sleuth ve Zipkin entegrasyonu kullanılır. Bu, sistem genelindeki hata ayıklama ve performans izleme için gereklidir.


İzleme (Tracing): İsteklerin sistem içindeki yolunu takip edebilir ve kaydedebilirsiniz.

Loglama ve Görselleştirme: İsteklerle ilgili logları toplayıp, Zipkin gibi araçlarla görselleştirebilirsiniz.

5. Spring Cloud Stream

Veri akışı ve olay tabanlı mimariler için Spring Cloud Stream kullanılır. Kafka veya RabbitMQ gibi mesajlaşma sistemleriyle entegrasyon sağlar.


Olay Yayını ve Tüketimi: Sistem genelinde olayları (events) yayınlayabilir ve tüketebilirsiniz.

Yüksek Erişilebilirlik ve Ölçeklenebilirlik: Mesajlaşma sistemlerinin özelliklerini kullanarak, yüksek erişilebilirlik ve ölçeklenebilirlik sağlayabilirsiniz.

Bu özellikler, Spring Cloud'un mikro hizmet mimarileri için sunduğu çeşitliliği ve gücü gösterir. Her biri, mikro hizmetlerin yönetimi, iletişimi ve güvenliği açısından önemli rol oynar. Projede bu özellikleri entegre etmek, sisteminizin day


Projemizde Spring Cloud ve ilişkili teknolojileri kullanarak geliştireceğimiz mikro hizmet mimarisi için kod örnekleri ve yapılandırmaları aşağıda sıralıyorum:


1. Spring Cloud Gateway

Spring Cloud Gateway, API yönlendirmeleri ve güvenlik ayarları için kullanılabilir. Örnek bir yapılandırma şu şekilde olabilir:


application.yml içinde Gateway Yapılandırması


yaml

Copy code

spring:

  cloud:

    gateway:

      routes:

        - id: user-service

          uri: lb://USER-SERVICE

          predicates:

            - Path=/user/**

          filters:

            - AddRequestHeader=X-Request-User, User

        - id: stock-service

          uri: lb://STOCK-SERVICE

          predicates:

            - Path=/stock/**

Bu yapılandırmada, user-service ve stock-service adlı iki mikro hizmete yönlendirme yapılıyor. lb:// öneki, yük dengelemeyi (load balancing) ifade eder.


2. Spring Cloud Circuit Breaker

Circuit Breaker, hizmetler arası çağrılarda hata toleransı sağlar. Resilience4J entegrasyonu örneği:


Circuit Breaker Yapılandırması


java

Copy code

@Configuration

public class CircuitBreakerConfig {


    @Bean

    public CircuitBreakerRegistry circuitBreakerRegistry() {

        return CircuitBreakerRegistry.ofDefaults();

    }

}

Hizmet Çağrısında Circuit Breaker Kullanımı


java

Copy code

@Service

public class UserService {


    private final CircuitBreakerRegistry circuitBreakerRegistry;


    public UserService(CircuitBreakerRegistry circuitBreakerRegistry) {

        this.circuitBreakerRegistry = circuitBreakerRegistry;

    }


    public User getUser(String userId) {

        CircuitBreaker circuitBreaker = circuitBreakerRegistry.circuitBreaker("userService");

        return circuitBreaker.run(() -> externalUserServiceCall(userId), throwable -> fallbackUser());

    }


    // ...

}

3. Spring Cloud Config Client

Mikro hizmetlerin, Config Server'dan yapılandırmalarını alması için Config Client kullanılır.


Config Server'a Bağlanmak İçin bootstrap.yml Yapılandırması


yaml

Copy code

spring:

  application:

    name: user-service

  cloud:

    config:

      uri: http://config-server:8888

4. Spring Cloud Sleuth ve Zipkin

Sleuth, mikro hizmetler arası isteklerin izlenmesini sağlar. Zipkin ile entegre çalışarak izleme verilerini görselleştirir.


Sleuth ve Zipkin Yapılandırması


yaml

Copy code

spring:

  sleuth:

    sampler:

      probability: 1.0

  zipkin:

    baseUrl: http://zipkin-server:9411

5. Spring Cloud Stream

Spring Cloud Stream, mesajlaşma sistemleriyle entegrasyonu kolaylaştırır. Kafka kullanımı için örnek yapılandırma:


Kafka Yapılandırması


yaml

Copy code

spring:

  cloud:

    stream:

      kafka:

        binder:

          brokers: kafka:9092

      bindings:

        stockChannel:

          destination: stock-topic

          group: stock-group

Mesaj Yayını


java

Copy code

@EnableBinding(Source.class)

public class StockPublisher {


    private final MessageChannel stockChannel;


    public StockPublisher(MessageChannel stockChannel) {

        this.stockChannel = stockChannel;

    }


    public void sendStockUpdate(Stock stock) {

        stockChannel.send(MessageBuilder.withPayload(stock).build());

    }

}

Bu kod örnekleri ve yapılandırmalar, mikro hizmet mimarisinde Spring Cloud'un nasıl kullanılacağını göstermektedir. Her bir özellik, sisteminizin farklı yönlerini güçlendirir ve daha sağlam, ölçeklenebilir bir mimari oluşturmanıza yardımcı olur. Projede bu teknolojileri entegre ederken, her birinin işlevselliğini ve sistem üzerindeki etkisini dikkate almak önemlidir.


Kafka Üretici (Producer)

Bağımlılığı Ekle: spring-kafka bağımlılığını projenize ekleyin.


Kafka Template Kullan: KafkaTemplate sınıfını kullanarak mesajları Kafka konularına gönderin.


java

Copy code

@Service

public class KafkaProducerService {

    private final KafkaTemplate<String, String> kafkaTemplate;


    public KafkaProducerService(KafkaTemplate<String, String> kafkaTemplate) {

        this.kafkaTemplate = kafkaTemplate;

    }


    public void sendMessage(String message, String topicName) {

        kafkaTemplate.send(topicName, message);

    }

}

Kafka Tüketici (Consumer)

Kafka Listener Tanımla: @KafkaListener anotasyonunu kullanarak Kafka konularından mesajları dinleyin.


java

Copy code

@Service

public class KafkaConsumerService {


    @KafkaListener(topics = "stock-trading-topic", groupId = "group_id")

    public void consumeMessage(String message) {

        System.out.println("Received Message: " + message);

    }

}

Domain-Driven Design (DDD) Uygulama

DDD, karmaşık iş mantığını yönetmek ve mikro hizmetler arasında tutarlılık sağlamak için kullanılır.


Sınırlı Bağlam (Bounded Context)

İş alanlarınızı ayrı mikro hizmetler olarak tanımlayın. Örneğin, "İşlem Yönetimi", "Kullanıcı Yönetimi" gibi.


Topluluklar ve Varlıklar

Her sınırlı bağlamda, iş mantığını temsil eden topluluklar ve varlıklar tanımlayın. Örneğin, "İşlem" topluluğu içinde "Hisse Senedi", "Kullanıcı" varlıkları olabilir.


Depo Desenleri

Veri erişimini soyutlamak için depo desenlerini kullanın. Spring Data JPA, bu amaca hizmet eden güçlü bir araçtır.


java

Copy code

public interface StockRepository extends JpaRepository<Stock, Long> {

    // Sorgu metodları

}


Arada sana bilgilendirme yapayım. Bu uygulama bir mobil uygulama olacak. Reactive programing kullanacağım. Sistem scaleable olacak. Docker ve kubernetes kullanacağım. Bu bilgiler ışığında kaldığın yerden devam et.

Bu bilgiler projenizin yapısını ve gereksinimlerini önemli ölçüde etkiliyor. Mobil uygulama, Reactive programlama, Docker ve Kubernetes kullanımı, projenizin hem yapısını hem de dağıtım stratejisini şekillendiriyor. İşte bu yeni bilgiler ışığında projenizin geliştirilmesi için atılması gereken adımlar:


Reactive Programming

Reactive programlama, özellikle mobil uygulamalar ve yüksek trafikli sistemler için önemlidir çünkü asenkron ve olay tabanlı bir yaklaşım sunar.


Spring WebFlux Kullanımı

Spring WebFlux Bağımlılığı Ekleme: Spring WebFlux, Spring'in reaktif programlama desteğini sunar. Bu, spring-boot-starter-webflux bağımlılığını ekleyerek sağlanabilir.


Reaktif Controller Oluşturma: Spring WebFlux ile reaktif controller'lar oluşturun. Bu, Mono ve Flux türlerini kullanarak asenkron veri akışını kolaylaştırır.


@RestController

public class ReactiveStockController {


    @GetMapping("/stocks")

    public Flux<Stock> getAllStocks() {

        return stockService.getAllStocks(); // StockService'den Flux<Stock> döndürür

    }

}

Docker ve Kubernetes Entegrasyonu

Docker ve Kubernetes, uygulamanızın dağıtımını ve ölçeklendirilmesini yönetmek için kullanılır.


Docker İle Uygulamanızı Konteynerize Etme

Dockerfile Oluşturma: Her mikro hizmet için bir Dockerfile oluşturun. Bu, uygulamanızın nasıl konteynerize edileceğini tanımlar.


Dockerfile

Copy code

FROM openjdk:17

COPY ./target/stock-trading.jar stock-trading.jar

ENTRYPOINT ["java","-jar","/stock-trading.jar"]

Docker İmajı Oluşturma ve Çalıştırma: Docker imajlarını oluşturun ve yerel olarak test edin.


docker build -t stock-trading-service .

docker run -p 8080:8080 stock-trading-service

Kubernetes ile Ölçeklendirme

Kubernetes Deployment ve Service Tanımları: Her mikro hizmet için Kubernetes deployment ve service tanımları oluşturun. Bu, uygulamanızın Kubernetes cluster'ında nasıl çalıştırılacağını ve ölçeklendirileceğini tanımlar.


yaml

Copy code

apiVersion: apps/v1

kind: Deployment

metadata:

  name: stock-trading-deployment

spec:

  replicas: 3

  selector:

    matchLabels:

      app: stock-trading

  template:

    metadata:

      labels:

        app: stock-trading

    spec:

      containers:

      - name: stock-trading

        image: stock-trading-service

        ports:

        - containerPort: 8080

Kubernetes Cluster'ında Deployment Yapma: Deployment ve service tanımlarınızı kullanarak uygulamanızı Kubernetes cluster'ında dağıtın.


Mobil Uygulama İçin API Tasarımı

Mobil uygulama için API tasarımı, kullanıcı deneyimi ve performans açısından önemlidir.


Hafif ve Hızlı Yanıtlar: Mobil kullanıcılar için hafif ve hızlı yanıtlar sunmak önemlidir. Gereksiz veri gönderiminden kaçının ve yanıt sürelerini optimize edin.

Pagination ve Filtreleme: Büyük veri setleri için pagination ve filtreleme özellikleri ekleyin.

Güvenlik: JWT (JSON Web Tokens) gibi güvenli kimlik doğrulama mekanizmaları kullanın.

Bu adımlar, mobil uygulama odaklı, ölçeklenebilir ve reaktif bir mikro hizmet mimarisi oluşturmanıza yardımcı olacaktır. Her ad


Her adımda, özellikle Docker ve Kubernetes entegrasyonu, uygulamanızın ölçeklendirme ve yönetim ihtiyaçlarını karşılamak için kritik öneme sahiptir.


Kubernetes İle Mikro Hizmetlerin Yönetimi

Kubernetes, mikro hizmetlerinizin dağıtımı, ölçeklendirilmesi ve yönetimi için güçlü bir platform sağlar.


Kubernetes'de Service ve Load Balancing

Service Tanımları Oluşturma: Her mikro hizmet için bir Kubernetes service tanımı oluşturun. Bu, mikro hizmetlerinize dış dünyadan erişilebilirlik sağlar.


yaml

Copy code

apiVersion: v1

kind: Service

metadata:

  name: stock-trading-service

spec:

  selector:

    app: stock-trading

  ports:

    - protocol: TCP

      port: 80

      targetPort: 8080

  type: LoadBalancer

Yük Dengeleme (Load Balancing): Kubernetes'in yük dengeleme özelliklerini kullanarak trafiği mikro hizmetler arasında etkili bir şekilde dağıtın.


Kubernetes'de Auto-Scaling

Horizontal Pod Autoscaler (HPA) Kullanımı: Trafik artışına otomatik olarak yanıt vermek için HPA tanımlayın. Bu, yük altında otomatik olarak pod sayısını artırır.


yaml

Copy code

apiVersion: autoscaling/v1

kind: HorizontalPodAutoscaler

metadata:

  name: stock-trading-hpa

spec:

  scaleTargetRef:

    apiVersion: apps/v1

    kind: Deployment

    name: stock-trading-deployment

  minReplicas: 1

  maxReplicas: 10

  targetCPUUtilizationPercentage: 80

Mobil Uygulama İçin Optimizasyonlar

Mobil uygulama kullanıcılarınızın deneyimini iyileştirmek için aşağıdaki adımları uygulayabilirsiniz:


Caching Mekanizmaları: Sık kullanılan veriler için caching mekanizmaları kullanın. Bu, veri alım sürelerini azaltır ve sunucu yükünü hafifletir.

Veri Sıkıştırma: İletişimde veri sıkıştırma tekniklerini kullanarak bant genişliği kullanımını optimize edin.

API Gateway: Bir API Gateway kullanarak mikro hizmetler arasındaki istekleri yönetin ve düzenleyin. Bu, güvenlik, izleme ve oran sınırlama (rate limiting) gibi çapraz kesim endişelerini ele almanıza yardımcı olur.

Güvenlik Önlemleri

Mobil uygulamalar ve mikro hizmetler için güvenlik kritik bir konudur.


Kimlik Doğrulama ve Yetkilendirme: JWT veya OAuth 2.0 gibi güvenli kimlik doğrulama protokolleri kullanın.

HTTPS Kullanımı: Tüm iletişimlerin HTTPS üzerinden yapılmasını sağlayarak veri bütünlüğünü ve gizliliğini koruyun.

API Güvenlik Duvarı: Potansiyel saldırılara karşı API'lerinizi korumak için API güvenlik duvarı (API Gateway üzerinde) kullanın.

Sonraki Adımlar

Projede ilerlerken, her mikro hizmetin ve bileşenin ayrıntılı testlerden geçirilmesi önemlidir. Birim testleri, entegrasyon testleri ve yük testleri, sisteminizin güvenilir ve sağlam olmasını sağlar. Ayrıca, sürekli entegrasyon ve sürekli dağıtım (CI/CD) pipeline'larınızı kurarak geliştirme süreçlerinizi otomatikleştirebilir ve hızlandırabilirsiniz.


Bu projede ele alınan konular, kapsamlı ve geliş


Bu projede ele alınan konular, kapsamlı ve gelişmiş bir mikro hizmet mimarisi kurulumunu içeriyor. Bu nedenle, sürekli entegrasyon ve sürekli dağıtım (CI/CD) pipeline'larının oluşturulması ve yönetilmesi de projenin başarısı için kritik öneme sahip.


CI/CD Pipeline Kurulumu

Sürekli Entegrasyon ve Sürekli Dağıtım, geliştirme süreçlerinizin verimliliğini artırır ve kod kalitesini yükseltir.


Jenkins veya GitLab CI Kullanımı

CI/CD Araç Seçimi: Jenkins, GitLab CI gibi popüler CI/CD araçlarından birini seçin. Bu araçlar, kod değişikliklerini otomatik olarak algılar ve gerekli işlemleri (test, build, deploy) gerçekleştirir.


Pipeline Konfigürasyonu: Her mikro hizmet için bir pipeline konfigürasyonu oluşturun. Bu konfigürasyon, testlerin çalıştırılmasını, Docker imajlarının oluşturulmasını ve Kubernetes cluster'ına dağıtımını içermelidir.


yaml

Copy code

pipeline {

    agent any

    stages {

        stage('Build') {

            steps {

                // Kodu build et

            }

        }

        stage('Test') {

            steps {

                // Testleri çalıştır

            }

        }

        stage('Deploy') {

            steps {

                // Docker imajını oluştur ve Kubernetes'e deploy et

            }

        }

    }

}

Otomatik Testler: Her değişiklikle birlikte birim testleri, entegrasyon testleri ve gerektiğinde yük testleri otomatik olarak çalıştırılmalıdır.


Performans İzleme ve Günlük Yönetimi

Yüksek performanslı bir sistem için izleme ve günlük yönetimi önemlidir.


Monitoring Araçları Kullanımı

Prometheus ve Grafana: Kubernetes cluster'ınızda çalışan servislerin performansını izlemek için Prometheus ve Grafana kullanın.

Elasticsearch, Logstash ve Kibana (ELK Stack): Günlük verilerinizi yönetmek ve analiz etmek için ELK Stack kullanın.

Alarm ve Uyarı Mekanizmaları

Alarm Kurulumu: Sistemdeki anormal davranışları ve potansiyel sorunları erken tespit etmek için alarm ve uyarı mekanizmaları kurun.

Otomatik Müdahale: Bazı durumlarda, sistem otomatik olarak kendini düzeltebilir veya ölçeklenebilir. Bu tür otomatik müdahaleler için stratejiler geliştirin.

Kullanıcı Deneyimi ve Arayüz Tasarımı

Mobil uygulamanızın kullanıcı deneyimi (UX) ve arayüz tasarımı (UI), kullanıcıların uygulamanızla etkileşim şeklini büyük ölçüde etkiler.


Responsive ve Kullanıcı Dostu Arayüz: Kullanıcıların farklı cihazlarda rahat bir deneyim yaşamasını sağlamak için responsive ve kullanıcı dostu bir arayüz tasarlayın.

Kullanıcı Testleri: Gerçek kullanıcılarla testler yaparak, uygulamanızın kullanılabilirliğini ve kullanıcı deneyimini sürekli olarak geliştirin.

Sonuç

Bu projede, mikro hizmet mimarisi, reactive programlama, Docker ve Kubernetes kullanımı, güvenlik önlemleri, CI/CD, performans izleme ve kullanıcı deneyimi gibi bir dizi gelişmiş konu ele alınmıştır. Bu adımların her biri, ölçeklenebilir, güvenilir ve yüksek performanslı bir finansal ticaret platformu oluşturmak için kritik öneme sahiptir. Projenin bu aşamalarını düzenli olarak gözden geçirmek ve gerekli iyileştirmeleri yapmak, projenin uzun vadeli başarısını destekleyecektir.


Proje Dokümantasyonu ve Eğitim

Projeyi başarıyla tamamlamak ve sürdürülebilir kılmak için iyi bir dokümantasyon ve eğitim süreci de önemlidir.


Teknik Dokümantasyon: Kodun yanı sıra mimari, kullanılan teknolojiler ve kurulum süreçleri hakkında ayrıntılı teknik dokümantasyonlar hazırlayın. Bu, yeni geliştiricilerin projeye adapte olmasını kolaylaştırır ve bakım süreçlerini verimli kılar.


Kullanıcı Dokümantasyonu: Uygulamanın nasıl kullanılacağına dair kullanıcı kılavuzları ve SSS (Sıkça Sorulan Sorular) bölümleri oluşturun. Kullanıcıların uygulamanızı daha verimli kullanmalarını sağlamak için görsel rehberler ve videolar ekleyin.


Eğitim Materyalleri: Ekip üyeleri ve son kullanıcılar için eğitim materyalleri hazırlayın. Bu, özellikle karmaşık sistemlerde, kullanıcıların ve geliştiricilerin sistemi daha etkin kullanmalarını sağlar.


Son Değerlendirme ve Geleceğe Yönelik Planlama

Projeyi tamamladıktan sonra, aşağıdaki değerlendirme ve planlama adımlarını izlemek faydalı olacaktır:


Performans ve Kullanılabilirlik Değerlendirmesi: Uygulamanın performansını ve kullanılabilirliğini düzenli olarak değerlendirin. Kullanıcı geri bildirimlerini toplayarak ve sistem loglarını analiz ederek iyileştirme alanlarını belirleyin.


Özellik Güncellemeleri ve Yenilikler: Pazar trendlerini ve teknolojik gelişmeleri takip ederek, uygulamanıza yeni özellikler ve iyileştirmeler ekleyin.


Güvenlik Güncellemeleri: Sürekli değişen siber güvenlik tehditleri göz önünde bulundurularak, uygulamanızın güvenlik önlemlerini düzenli olarak güncelleyin ve test edin.


Ölçeklendirme ve Kapasite Planlaması: Kullanıcı sayınız arttıkça, sistem kapasitesini ve ölçeklenebilirlik stratejilerini gözden geçirin. Talep artışlarına yanıt verebilmek için altyapınızı uygun şekilde ayarlayın.


Bu proje, teknolojik yetenekler, sistem mimarisi ve kullanıcı ihtiyaçları arasında dengeli bir yaklaşım gerektirir. Projenin her aşamasında, kalite standartlarına odaklanmak ve sürekli iyileştirme kültürünü benimsemek, projenin uzun vadeli başarısını destekleyecektir. Projeyi ilerletirken herhangi bir aşamada daha fazla rehberlik veya yardım gerektiğinde, lütfen sormaktan çekinmeyin.


Türkiye borsasında alım satım işlemleri için bir stok ticaret uygulamasına yönelik etkinlik fırtınası senaryosunu yazılı olarak hazırlayalım. Bu senaryo, bir kullanıcının uygulamada hisse senedi alım satım işlemleri gerçekleştirdiği tipik bir akışı takip eder:


Kullanıcı Girişi: Kullanıcı uygulamaya giriş yapar.


Güncel Hisse Fiyatlarını Görüntüleme: Kullanıcı, güncel hisse senedi fiyatlarını görüntüler.


Alım Yapılacak Hisse Seçimi: Kullanıcı, alım yapmak istediği hisse senedini seçer.


Alım Emri Girişi: Kullanıcı, seçilen hisse için alım emri girer. Bu aşamada alım miktarı ve fiyatı belirlenir.


Hesap Bakiyesinin Kontrolü: Sistem, kullanıcının hesap bakiyesini kontrol eder ve alım emrinin gerçekleştirilmesi için yeterli olup olmadığını belirler.


Emrin Piyasaya İletilmesi: Yeterli bakiye varsa, alım emri piyasaya iletilir.


Emrin Eşleşmesi: Piyasada uygun bir satış emri bulunursa, alım emri eşleşir.


İşlem Tamamlanması: Alım emri eşleştiğinde, işlem tamamlanır ve hisse senetleri kullanıcının portföyüne eklenir.


İşlem Onayının Kullanıcıya Bildirilmesi: Kullanıcıya, işlemin başarıyla tamamlandığına dair bir onay bildirimi gönderilir.


Güncellenmiş Portföyün İncelenmesi: Kullanıcı, güncellenmiş portföyünü inceleyebilir ve yeni alım satım işlemleri için tekrar piyasa verilerine bakabilir.


Bu senaryo, stok ticaret uygulamasının temel işlevlerini ve kullanıcı etkileşimlerini adım adım takip eder. Her adım, kullanıcının uygulamayla nasıl etkileşime girdiğini ve sistemin bu etkileşimlere nasıl yanıt verdiğini gösterir. Bu akış, uygulamanın tasarım ve geliştirme sürecinde odaklanılması gereken anahtar noktaları belirler.



Rastgele İçerik

DonanımHaber

© tüm hakları saklıdır
made with by templateszoo